24 Aralık 2008 Çarşamba

"Bilmiyorlar, o halde Allah var"

Mefenamik asit diye bir ilaç var; nonsteroid anti-enflamatuar bir ağrı kesici... Diş ağrıları ve adet sancıları için yaygın olarak kullanılar bir ilaç. Meşhur Ponstan...

Mefenamik asidin enflamasyonu nasıl giderdiği ve rahimdeki kasılmaları nasıl azalttığı bilinmiyor, yani mekanizması henüz açıklanmış değil, fakat prostaglandin sentezini inhibe ederek (engelleyerek) etki gösterdiği düşünülüyor.

Bu Ponstan çok yaygın, çok işimize yarıyor... Ama nasıl çalıştığını bilmiyoruz.

Şimdi soruyorum size mefenamik asidin etki mekanizması Allah'ın bir hikmeti midir? Bu mekanizmayı Allah mı yönetir? Allah bu ilacın vücudumuzda etki yapması için bizzat müdahalede mi bulunur?

Tabi ki hayır... Bir biyokimyasal etkileşim söz konusu ancak şu ana kadar ne olduğunu açıklayabilmiş değiliz. Ama açıklayamasak da kullanmaya devam edeceğiz, zira mekanizmasını bilmesek de etkilerini biliyoruz.

Burada vurgulamak istediğim konu şudur; bilmediğimiz şeylerin ardında Tanrı aramak saçmalıktır. Bilimin her boşluğuna Tanrı'yı (ya da tanrıları) sokuşturmak akıllıca bir iş değildir.

Üniversitedeyken gerek kendi alanımla ilgili, gerek biraz gelir elde etmek için çevirdiğim çok sayıda makaleyi okurken en sevdiğim, en heyecan duyduğum bölümleri "remains unclear", "controversy exists that..." kısımlarıydı, Yani bilinmeyen ve tartışmalı olan kısımlar... Bilimin en sıcak konularıdır bunlar, cephenin ön saflarıdır bunlar...

Bilim dünyasında bilmediğimiz şeylerden nefret etmiyoruz, bilinmeyen şeyler daha cazip. Hiçbir bilim adamı nedeni bilinmeyen oluşlar hakkında 'bunların ardında Tanrı var' diye düşünmez. Bilinmeyen konulara getirilecek açıklamaların nasıl açılımlar yapacağını düşünür. Bu arada bilgisi dahilinde tahminler yürütür. Bazen bu tahminler doğru çıkar, bazen yanlış... Tahmini yanlış çıktığında bilime küsmez, doğru açıklamayı getiren bilimadamlarını karalamaya kalkmaz. Tabi kendi tahminini savunmak için gerekçelerini öne sürer, bir tahminin doğrulanması binlerce bilimadamının onayı ile olur.

Bilim değişmez tek bir mutlak doğrunun peşinde değildir, dinler gibi söyleminin ardında durmak için çarpıtmalar yapmak zorunda kalmaz. Yanlışlara da saygı duyulur, eksik açıklamalara da... Bilim dünyasında kabul görmeyecek, tutunamayacak şeyler çarpıtmalar ve dayatmalardır.

Bilimin kıymetini anlamak için insanlığın nereden nereye geldiğine bakmak gerek... Bilim bize neler sağladı? Yüz yıl önce ne kadar bilgimiz vardı, şimdi ne biliyoruz... Yüz yıl öncesinin en ateşli konuları, "cutting edge" bilimi günümüzde ilköğretim kitaplarına girdi, artık çocuklara öğretiyoruz.

Bu konuda kişisel bir örnek vereyim; ben gitar çalışıyorum, bazen ağır çalışmalarda bıkkınlık geliyor. O zamanlarda biraz eskilere dönüp örneğin 3 yıl önce çalışıp o dönemde ağır gelen parçaları çalıyorum, çocuk oyuncağı gibi geliyor. Çalışmaya devam edersem şimdiki egzersizlerim de bir süre sonra kolay gelecek deyip moral buluyorum.

Bilim konusunda da böyle düşünmenizi salık veririm; şu an bilemediklerimizi bizim çocuklarımız ilkokul çağında öğrenecekler. Burada önemli nokta bıkmamak, yılmamaktır. Yöntem doğrudur ve meyvelerini vermiştir. Bilimin yanıt veremediği sorular karşısında "bak işte yanıt veremediler, o halde Allah var; bırakın bu işleri Allah'a yönelin" demek yapılabilecek en büyük hatadır.

Saygılar, sevgiler
Bilgehan

45 yorum:

  1. Ertugrul Karakaya
    Aslinda basligi gorunce Descartes'in tanrinin varligini ispatlamak icin one surduklerinden bashediyor zannettim ama degilmis.. Neyse hazir konu acilmisken, sahi neden bazi bilimadamlari boyle cabalara girisirler, ozellikle de sigindiklari satolarindaki odalarinda yasamayi-yazmayi tercih edenler...
    Bu yazinizin ilkogretim okullarinda okutulmasini tavsiye ediyorum...

    YanıtlaSil
  2. biz ilkokullarda ağustos böceği ve karınca hikayesini anlatırız aman sanatçı olmayın deriz çocuklarımıza , onun için bu tip yazıların ilkokullara kadar inmesi ne kadar da zor olacaktır...

    YanıtlaSil
  3. güneş konusunda yazdığın yazıda galiba atmosferi unutmuşsun.
    güneş bizi yavaş yavaş da öldüremeyebilirdi. Allah isteseydi
    Dünyayı sistemdeki yakınlık-uzaklık açısından en verimli yer yapmazdı.

    Allah bizi alırdı Venüs'e koyardı yanardık.

    YanıtlaSil
  4. Bilgehan mefenamik asidin enflamasyonu nasıl giderdiği bilimsel olarak açıklansa bile bu Allahın varlığı ile çelişmez. bilakis bu eşşiz sistematiği yöneten Allaha işaret eder. Sanırım dinin bilimsel gelişmeye engel olduğu kanaatindesin Allah bize Kuranda çalışmamızı emrediyor buna neden olan insanlar.

    YanıtlaSil
  5. Bilinmeyeni bilinirmiş gibi kılmak gerçekten yeryüzünün gelmiş geçmiş en büyük düşünsel saçmalığıdır. Matematikte bilinmeyene diyelim ki olsaydı X diyerek bilebiliriz. Ancak evrenin ve yaşamın tüm bilinmeyenleri ötesinde bir X aramak ve her nedeni ona bağlamaya çalışmak matematikten ziyade düşüncesizliktir. Ayrıca evrenin ötesindeki X kanıtlanamamaktadır çünkü varlığını bilgisizlikten almaktadır o bilgisizliği de kendine işaret göstererek.

    Sırf bu nedenle özellikle bu çağda ve özellikle de evrim konusunda biyologlardan her şeyi bilmesini bekleyen tanrı kovalayanlar türemişlerdir. Kendileri kanıta da ihtiyaç duymazken, bilimsel argümanların tüm merakı sıfıra indirgeyecek şekilde her şeyi tek kelimeyle açıklamasını istemekte ve tanrı varlığını bu daracık sınırda zoraki şekilde var etmektedirler. Dolayısıyla bilimsel konuda tartışma hevesini de berbat etmektedir bu alışkanlık çünkü bilim şüpheye düşünce bak işte bilmiyorsun demek ki allah var demektedirler olmayandan kesin sonuç çıkartma şeklindeki akıl dışı bir yöntemle.

    Bir de çelişmez komedisi vardır tabi. Sanki bir tanrının varolduğu bulgulanmış işareti görülmüş gibi herhangi gerçek tanrının varlığı ile çelişmez demektedirler. Çelişir çünkü tanrı gerçek değildir var diyerek sözde var edilmiştir, bulunmamıştır.

    YanıtlaSil
  6. Sayın Chaos
    Allah'ın varlığının işareti bizzat kendindir arkadaşım sen ararsan Allah'ı bulursun.
    İslam, hiçbir zaman, hiçbir meselede fenne ters düşmemiş, bilakis onu teşvik etmiştir. Dini kaynaklar, bunun güzel örnekleriyle doludur. Allah'ın iki kitabı vardır: biri kur'an-ı kerim' dir ki, "kelam" sıfatından gelir, diğeri kainattır ve “kudret” sıfatının eseridir.

    İlim adamları, dine inansalar da, inanmasalar da kainat kitabını okumakta ve yaratanın eserlerini tefsir etmektedirler. Fabrika sahibini tanımadan çalışan işçiler gibi! Her fen, kendine has bir dil ile mütemadiyen Allah’tan bahsediyor. Mesela, botanik ilmi, bize bir ağacın özelliklerini anlatır. Ağacın topraktaki gıdaları nasıl aldığını, yapraklara kadar nasıl taşıdığını, meyvelerin nasıl meydana geldiğini, büyümenin ne şekilde olduğunu gösterir. Böylece, karşımıza hücrelerden oluşan, kökü, gövdesi, dalı, yaprağı, çiçeği ve meyvesiyle mükemmel bir makine çıkar. Üstelik de canlıdır.

    Şimdi insafla düşünelim: bu harika makineyi akılsız, şuursuz, ilimden, iradeden ve kudretten mahrum basit bir toprak nasıl yaratır? Bitki alimlerinin, dev laboratuarlarda bile bir tek yaprağını yapamadıkları bir gerçekken, ağaç, başka bir ifadeyle odun, o harikulade çiçekleri ve meyveleri nasıl yapar? Her bir ağaç, o mucizevi yaratılışıyla isimleri ve sıfatları sonsuz bir zatı ispat etmez mi?

    Keza zooloji ilmi, aklımıza bir hayvanın iç dünyasının kapılarını açtı. Her hayvanın harikulade birer fabrika olduğunu anladık. Zehirli sinek bal yapıyor. Elsiz böcek ipek dokuyor, dilsiz koyun süt üretiyor. İlim gösterdi ki, basit bir saman ve sudan, latif bir gıda olan sütü yapmak, o akılsız koyunun işi değildir. Koyun, arı, ipek böceği ve benzeri bütün hayvanlar, ressamın fırçası, yazarın kalemi, marangozun çekici gibi birer alettirler. Yaratmak fiilinin faili ise, şüphesiz bu kainatın da ustası olan rabbimizdir.

    Astronomi ilminin penceresinden bakarak, dünyanın uzaydaki halini gördük. Güneşin etrafında mermi hızıyla uçan dev bir tayyare. Kanatsız, motorsuz, pilotsuz, gürültüsüz ve olabildiğince büyük. Üstündeki yolcular ise gayet rahat seyahat etmekteler. Çoğu zaman uçtuklarının bile farkında değiller. Bir yandan da dünya, kendi ekseni etrafında dönüyor. Geceler, gündüzler ve mevsimler bu iki dönüşün ürünü. Güneşe yaklaşsak tehlike, uzaklaşsak tehlike. Güneşin çevresinde uçan sadece dünya da değil, diğer gezegenler de var. Onlardan birisiyle çarpışması işten bile değil. Fakat hiçbir aksaklık olmuyor, her şey yolunda gidiyor. Bu düzen, milyonlarca seneden beri hiç bozulmuyor.

    Astronomi okuyan herkesin düşünmesi ve şu soruları kendi kendine sorması gerekmez mi: bu hassas dengeyi kim kurdu? Dünyayı yaşanacak hale kim getirdi? Pilotları da bulunduğu halde bazı uçakların çarpıştığı bir gerçekken, bu dev cisimleri çarptırmadan döndüren ve uçuran hangi ilim ve kudrettir?

    Hele, yaratıklar içinde biri var ki, o başlı başına bir mucizedir. Adına insan derler. Düşünür, hayal eder, araştırır, anlar, sever, acır, nefret eder... Binlerce kabiliyetle donatılmıştır. Daha da önemlisi kendi varlığının şuurundadır. Kainat onun idrakiyle ışıklanır. Bu muhteşem canlının ruh, kalp, akıl ve hayal gibi manevi cihazları bir yana, maddi yapısı da bir sanat şaheseridir. Gözün en güzeli, elin en kullanışlısı, saçın en latifi, dilin en tatlısı, endamın en mevzunu, boyun en mutedili, uzatmaya ne hacet, her şeyin en iyisi ona verilmiştir.

    Tıp ilmiyle anlaşıldı ki, vücudunun dışı gibi, içi de harikalar harikası. Tonlarca kan pompalayan kalbi, yemekleri kolayca sindiren midesi, kan temizleme makinesi olan akciğerleri, kilometrelerce uzunluktaki damarları, daha bilmem nesi ve nesiyle gerçek bir şaheser. Heykel, heykeltıraşını göstersin de, tıp ilmiyle mükemmelliği anlaşılan insan vücudu ustasını tanıtmasın, mümkün mü?

    İşte fen ilimleriyle uğraşanlar, bu ilimlerin kaynağını bir yaratıcıya dayandırmasalar bile, her bir fen kendine mahsus bir dille Allah’ tan bahsediyor. Öyleyse bu ilimleri dinlemek gerekiyor.

    YanıtlaSil
  7. İşte çelişki tam olarak burada başlamaktadır aziz arkadaşım.

    Mükemmel bir düzen, inanılmaz sayıda çok çeşitlilik, yüzmilyarlarca yıldız yüzmilyarlar çarpı onlarca gezegen. Bütün bunları kim yaptı? Mutlak güç sahibi allah. O ol dedi oldu. Tüm bunların açıklamasının bu kadar basit olabileceğine nasıl inanabiliyor insan aklım almıyor.

    Herşeyi biliyor, herşeyi gözlüyor, olmuşların tamamı onun istediği şekilde olmuş, olacakların tamamı onun istediği şekilde olacak. Aynı anda 6,5 milyar insanla ligilenebiliyor. Onmilyonlarca çeşit canlının her hareketine hükmedebiliyor. Cansız olan herşeyin kaderini belirleyebiliyor, doğa olaylarını yönetiyor. Doğumlara, ölümlere, günahlara, savaşlara, depremlere, fırtınalara, yağmurlara, aynı ve ayrı anlarda meydana gelecek herşeye hakim olabiliyor.

    Ama aynı konuda 4 farklı ayet indirebiliyor. Aile fertleri arasında mirası bölüştüremiyor. (Nisa 11-12) Yarattığı ve evreni onun için yarattığını iddia ettiği insanlardan bir cinsiyeti diğerinden üstün kılıyor. Mega sistemleri yaratan allah benim için birbirinizi öldürün diyor. Elektronları çekirdeklere bağlayıp ilk atomu yaratan, yarattığı atomlarla, güneşi, ayı ve dünyayı elleriyle yaratan allah, ay ile dünyanın konumunu bile doğru söyleyemiyor (Yasin 40). Herşeye kadir allah sürekli tehdit ediyor, sürekli korkutuyor. yaptıklarımızdan ve yapacaklarımızdan haberdar olmasına rağmen cehennemi kullarının gözüne mil gibi çekiyor.

    Bu mükemmeliyeti yarattığını iddia ettiğiniz allah, mükemmeliyetten o kadar uzak ki nasıl oluyorda böyle bir masal inanabildiğinizi inanın akıl almıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mehmetali arkadaş; 1.Olarak biz bu şuur ve bilinç içindeyken bu konuların içinden çıkamayız.Sebebi ise örneğin siz bir bilgisayar kasasının içindeki chip olduğunuzu düşünün, kendi kural ve yaşamsal verilerinize mühendisinizi dahil edermiydiniz.......?.

      Sil
  8. noname yine uzun uzun saçmalamışsın. (bilimsel yani gerçekler açısından.)

    Bir defa putumuz allah ın iki kitabı var biri kuran diyorsun öbürü kainat. Kainatın allahın kitabı olduğu saçmalığını da nasıl uydurdun hemen kuran ın kökenlerini sümerlere kadar bilebiliyoruz bir mitoloji yani masaldır. O masal kitabında evrenin sahibi allah tır, kainat onun kitabıdır şeklinde bir boş laf var diye bunu tanrının varlığına delil mi kabul edeceğiz böyle saçmalık mı olur.

    Ayrıca benim varlığım da tanrıya delil olamaz kompleks bir organizmayım ve sebebim annem ile babamın çiftleşmiş olmasıdır aksi takdirde ben olamazdım bunun tanrı hayaletinin planıyla hiç bir ilgisi yok başka bir yerde yaratılıp leylekler vasıtasıyla falan dünyaya indirilmedim buna benzer saçma sapan masallarla işte kanıt diye karşımıza çıkmayınız.

    Gelelim diğer komediye.

    Sizin beyninize çakılan düşünce bir yaratıcının olduğu fikri ve bu fikir tamamen uydurma olduğu için siz buna inanıyor ve ne duysanız ilk sebep olarak onu öne sürüyorsunuz. Bu akıl dışı bir tersden doğayı yorumlama alışkanlığıdır.

    Ağacın nasıl olduğunu ağaca bakarak ve araştırarak anlıyoruz kitap okumuyoruz ve ağacın biyolojik özelliklerinin hiç birisi kutsal kitaplarda yazmıyor. Oralarda sadece her şeyi ben yarattım diye böbürlenen birtakım deli saçması laflardan başka bir şey yok.

    Bir defa şunu hiç boşuna geveleyip durma. "Her şey allahın varlığına delildir." Yok öyle bir şey, ben doğayı inceleyip düşünüyorum doğa var demek ki allah var diye saçmasapan bir mantık dizgesi kurulamaz en baştan allahın varlığını kesin kabul etmek suretiyle. Buna bilim de denmez dogma denir. Bir şeyi anlamak istiyorsanız baktığınız şeyi anlamaya çalışınız. Daha en baştan baktığınız şeyin ötesinde bir şey hayal ederseniz hayaletlerle cinlerle her şeyi tükürerek yaratan pembe unicornlarla vakit kaybedersiniz bir şeycik de öğrenemezsiniz.

    Gerçekten düşünce yöntemindeki darlığınız ve kapasiteden yoksunluğunuz inanılır gibi değil.

    Canlı başkadır makine başkadır. Her şeyi anthropomorfic yani insan biçimci indirgemelerle hayali varlıklar üzerinden anladığını varsayan mitoloji müritleri, o nedenle inanç putlarını dillerinden düşürmemektedir.

    Şimdi ne demek makina ne demek bilinç ne demek canlı? Sen önce bunları birbirinden ayırmayı öğren. Makinayı yapan insandır ve insan bir hayaletin tasarımladığı makina değildir. Makina yapabilmek için doğayı gözlemliyoruz. Ancak doğayı gözlemlerken belli materyalleri ve doğa yasalarını kendi ihtiyaçlarımız dahilinde indirgeyerek kendimize yontuyoruz. Dolayısıyla bir alet yapmak ne ise maymun için,insanın doğayı kullanırken türlü materyaller vasıtasıyla önceden tasarımladığı birtakım makineler yapması da bunun biraz daha gelişmiş biçimidir.

    Makinelerle bilinç olmaz,can da olmaz. Nedeni de önceden çerçevesi tamamen çizilmiş ve sadece belli işlevlerde kullanılmak amacıyla dizayn edilmiş parçalardan oluşan fabrikasyon ürünler olmamalarıdır. Canlıların oluşumunu makineler gibi fabrikadan çıkma ürün diye düşünürsen saçmalamış olursun. Fabrikanın başına da işveren diye tanrıyı oturtuyorsunuz sonra, bu kadar saçmalık da olmaz.

    Bir defa şu düşünme mantığınızı bir değiştirin doğanın işlevleri senin testere ile ağacı yontup tahtalardan kendine klübe yapman gibi değildir.

    Ayrıca bir makinenin veya herhangi tasarımın ortaya çıkabilmesi için onun nasıl yapılacağının bilgisi, bunu yapmak için gereken materyal lazımdır ve tüm bunlara ihtiyaç duyacak özerk bir organizma da şarttır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. chaos arkadaş; 1.Olarak biz bu şuur ve bilinç içindeyken bu konuların içinden çıkamayız.Sebebi ise örneğin siz bir bilgisayar kasasının içindeki chip olduğunuzu düşünün, kendi kural ve yaşamsal verilerinize mühendisinizi dahil edermiydiniz.......?.

      Sil
  9. Toprak nasıl bunları ilim olmadan yapmış mış. Bak şimdi bak şu ters mantığa. Bilim nedir arkadaş? Ağacı bilim mi yapıyor? İşinize gelince bilim bir ot bile yapamıyor demeyi biliyorsunuz ama iş doğayı anlamaya gelince bilim olmadan topraktan ot bitmez diyorsunuz ne saçmalık ise bu. Bilim evrenler yaratmaz ağaçlar büyütmez doğanın yani evrenin nasıl işlediğini anlamaya çalışır.

    Yani topraktan ağaç çıkması için birinin bilimi kullanması gerekmiyor, bilim vasıtasıyla ağaç yetiştirmeyi öğrenebilirsin sadece toprağa ağaç çıkart diyip ağaç çıkaramazsın ol diyerek bir şey oluşturamazsın böyle saçma bir durum yok ortada.

    Sizin en komik yönünüz,işinize gelince bilimi küçümseyip ot yapamaz derken, gezegen yörüngelerinin konumunu şaşırtıcı bulurken,işinize gelmediği zaman bu birebir modellerinize yani kendi zihni geometrik tasarılarınıza birebir uymayan doğayı; kıçınızdan mükemmel mimar, mükemmel matematikçi uydurarak anladığınızı var saymanızdır.

    Bütün bu mükemmel dediğiniz sistematiğin temelini bilimsel yöntem oluşturur tanrı ile hiç bir ilgisi yok bunun. Gezegenlerin mükemmel konumlandığını sana kim söyledi? Öyle bir şey yok. Gölde suretini görüp şaşıran şaşkınlar gibisiniz. Güneş doğuyor iklimler var ve ben bu sayede varolabiliyorum ne mükemmel düzen, tanrıma şükür diye saçmalıyorsunuz. Bunlar olmasaydı ki mesela Mars da yoktur, orada ay ne mükemmel düzen diyecek kimse de olmayacaktı dolayısıyla tanrı da saçma olacaktı mükemmel bir durum yok çünkü.

    Canlının neden olduğunun konusu milyarlarca yıl öncesine dayanan doğa yasalarının bilgisini gerektirir masalsı suretlere ve insansı iradelere sahip birtakım hokkabaz görünüşlü varlıkların üflemesiyle ortaya çıkmaz. Siz ısrarla kendi zekanızın her şeyin ölçüsü olduğu yanılgısı içindesiniz. Bilinç bir orhganik araçtır daha öte bir şey değil. Model yaratır ölçer biçer yolunu bunun üzerine kurar ve hayatını sürdürür.

    Örümcek iki dal arasına neden ağ yapıyor ise insan da o nedenle dünyadan mars a kadar uzay aracı rotası çizer onun ağları tasarımsal yani geometrik ve matematik modeller üzerinden yürür yoksa ne dünya ile mars arasında değişmeyen bir düzen mevcuttur ne de dünyada meridyen çizgileri bulunur. Siz bilimi de dogmatik biçimde kavradığınız için, sanıyorsunuz ki bilimin bulduğu sistematik tüm evrende önceden yazılı bir değişmez formüle işaret ediyor. Öyle bir şey yok bin yıl sonrakiler hepsini yanlış bulacak bunların, çünkü bu bilgi ile henüz ancak Mars a sonda atabiliyoruz bin yıl sonra ise çok daha fazla gerçek ortaya çıkacak.

    Laboratuvarda ağaç yapılamamasının nedeni doğanın laboratuvar olmamasıdır. Sizin putsal varlığınız olan insan kibirinden ibaret bir sıfat olan Allah ınız ağaç inşas edip toprağa dikmiyor maalesef ağacı anlaman için onna bakman lazım onu yapan arayarak hiç bir şey anlamaz puta tapar durursun ne görsen. Ağaç var ben yapamıyorum demek ki yapan allah. Oldu. Sen nesin ki tabi yapamazsın aslan da geyik yapamıyor sen nasıl ağaç yapacaksın, ne sandın kendini? Sen de bir organizmasın kanın metobolizman,hücrelerin organların onlar gibi kendini üstün sanıp dev bir aynada suretini ve güncel hayatta kalma iradeni oraya yansıtarak hayali varlıklara yani aslında kendi cahilce sonsuz kibirine tapınmaktan başka bir şey söylediğin yok bunu da allah diye adlandırmışsın put bu. Sen yaptın onu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. GÜZEL KARDEŞİM CHAOS SEN BU YAZIYI AKIL İLE ŞUUR İLE YAZMASAYDIN BU YAZI YAZILIRMIYDI? SEN BU YAZIYI YAZMADAN ÖNCE BU YAZIYI OKUYANLARIN SENDEN HABERİ BİLE YOKTU.

      Sil
  10. off of. Zoolojiye de el atmışlar. Sen aklınla tasarlayarak kuşa bakmadan mı uçak yaptın da sinek bal yaoınca (nasıl bir tür sinek ise o bal yapan) şaşırıyorsun. Neden aklı olmayan yani tasarım yapmayan varlıkların hiç bir şey yapamayacağını veya yaşayamayacağını zannediyorsun? Bilinç olmadan önce organizma vardı bilinç dediğimiz insani özellikler en fazla 1 milyon yıldır var. Arının bal yapmasının nesi ilginç sen aklın ile her şeyi yapabileceğine nereden kanaat getirdin? Eli olmayan böcek ipek dokuyormuş. Sen iyiki öğrendin yani ip yapmayı senden başkası nasıl olur da bir şeyler yapar yaşar. Koyun süt yapamazmış beyniyle yapıyor düşünerek ya sütü hayvan. Düşününce salgılanan bir şey bu süt ya. Sütü latif gıda yapan ne senin beslenme yani organik ihtiyaçların, Sütü kim yapabiliyor onu salgılayan hayvandan başka da biri düşünmüş bunu diye uyduruyorsunuz düşünmek her şey demek değil düşünerek mi soluk alıyorsun yaşıyorsun, doğarken düşündün mü? Ne saçmasapan düşünceler bunlar. Saçma denilince de kızarsınız şimdi inancınmız bu dalga geçmeyin diye. Dalga geçilmeyecek bir şey değil ki içinde biraz akıl barındırsa o kadar akıldan bahsederken neyse.

    Gelelim astronomik saçmalıklara. Dünya bir defa güneşin etrafında mermi hızında dönmüyor orantısal olarak bakıldığında kütlesine. Sonra tayyare hiç değil. Hala kendi merkezinizde döndürüyorsunuz evreni, ortaçağda takılıp kalmışsınız.

    Aksaklık olması mümkün değil. Dünya dönerken içinde bulunanların döndüğünü hissetmesi de mümkün değil. Sen asansör kalkış ve iniş anındaki ivmelenme haricinde asansörde hareket halinde olduğunu anlıyor musun? Asansörde misin bir gezegenin yörüngesinde misin anlayamazsın. Galilei okuyun biraz şaşırıp duracağınıza hiç olmazsa. Ayrıca güneş sistemi oluşumundan beri en merkezde güneş ve çevresinde ağır elementlerden oluşmuş bir hareket halinde. Bunların birbiri ile çarpışması neden gerekiyor ki? Sanki biri o yana biri bu yana saçılıyor bunların illa çarpışacaklar kesin biri düzeltiyor durmadan. Bilimden bir haber olunca işte böyle saçmalar durursunuz. Uzayda herhangi iki cismin çarpışma olasılığı çok düşüktür çünkü madde miktarı ortalaması vacum da 6 atom kadardır. Yani her yer gezegen olsa söylediğiniz anlaşılır ancak bu durumda saçmalıktan ibaret bir cahil şaşkınlığı oluyor sadece.

    Güneşe yaklaşsak uzaklaşsak diye bir şey olmaz. Neden dünyada yaşadığını sanıyorsun sen? Yaşam bu şartlarda burada meydana gelmiş ve o yüzden sen de bu şartlara mecbursun. Bu şartlar değiştiği anda yaşam olasılığın ortadan kalkar ve bu şartlar güneş sisteminin oluşumundan beri 5 milyar yılda oluştular. Şimdi tutuyorsun,e işte güneşe yakın olsak olmazdık uzak olsak gene olmazdık demek ki biri planlamış bunu diyorsun. Ne kadar önemsiyorsun öyle kendi varlığını? Senin olabilmen canlı evrimine bağlı canlı evrimi öncelikle sıvı ve akışkan su kütlesine yani çözücü suyun ve içinde oluşabilecek makro moleküllerin sentezine bağlı. Bu mucize değil gerçek. Bu oldu sen doğdun diye özel olarak mutlu ol diye biri seni oraya koymuş değil yaşama arzunu da buna bağlama hemen canlısın ondan yaşamak istiyorsun. Başka nedeni yok bu olanların.

    Hassas denge nerede? Organik işlevler hassas. Şu an güneş biraz büyüse, ay yörüngeden çıksa senin hassas dengelerin bozulur ilk önce evrendeki düzen bunlardan etkilenmez. Neden? Çünkü milyar yıldır varolan bu şartlar dahilinde canlı evrimi ortaya çıktı bu gezegende. Dünyanın dışındaki dengenin hassasiyeti senin için ayarlanmadı,senin varolabilme sebebin bu koşullar olduğu için ortaya çıktı. Tersden düşünüp kendi merkezinizde bir putun vasıtasıyla evrenin yasalarından kendinize özel pay çıkarıp duruyorsunuz saçma saçma.

    YanıtlaSil
  11. En aptalca açıklama da insanın tanımlanıp varoluşun merkezine yerleştirildiği paragrafmış gülmekten öldüm burada.

    Ne demek gözün en güzeli endamın bilmem nesi ya. Ne kadar kendini beğenmiş bir varlık olup çıkmışsınız siz böyle? Senin eline ihtiyacı yok ki bir sincabın sana göre çok güzel o. Endammış lafa bak. Heralde bir ayıyı çok çekici bulacak değildin, ayı da seni çekici bulmuyor. Düşünmek hayal etmek tasarlamak evet insanın modelleme çerçeveleyip hafızada saklama ve yeniden kullanma yeteneğinden geliyor ve ön lobun gelişimi ile alakalı bir özellik. Ama bazen işte saçmalıyor böyle. Kendini bir şey sanıyor, hayal ettiği her şeyi gerçek sanıyor. Evreni inşa eden mimar,kendini mucizevi en nadide sanma kibiri, insana kuş da gördüğü kanadı takıp melek var sanmalar, yok işte çıplak doğayı berbat edip bunu düşünmek yerine cenneti dünya ötesinde düşlemeler,tembel tembel oturma hayali kurup bal tutan parmak yalamak istemeler,tüm evrenin ve sonsuz yaşamın ayağının altına serilmesini beklemeler ve hiç ölmeyeceğine en kudretli ölümsüz ruha sahip olduğuna inanmalar,diğer bütün doğayı hor görüp aklına tapınma ve kendini en üstün varoluş biçimi sanmalar. Tüm bu akıl dışı hastalıklı ve kendini beğenmiş narsist düşünce sahiplerine de biz inançlılar diyoruz çok güzel kandırılmışsınız eski firavunlarca bu kemik benzeri sonsuz yaşam vaadleri ile. Komik olan ise kölece olan bu yakarışlarınızın daima firavunların cebini dolduruyor oluşu bilimden insanların uzaklaşıp bencil hayalleri peşinde bir üst sınıfa geçme düşleri içinde zerre vicdan sahibi olmayıp adını da kader, alınyazısı ve inanç koymuş olmaları. Bu kadar da vurdum duymaz cahil ve işe yaramaz bir kitlesiniz ve işin kötüsü böyle olmayanlara cehaletiniz ile tersten doğayı kendi gönlünüze bencil arzularınıza göre yorumlayıp herkesin kendiniz kadar doğaya karşı umarsız birer putperest olmasını bekliyorsunuz.

    YanıtlaSil
  12. Hala her satırda aynı tekerlemeler. Tıp ilmi diyor oradan heykeltraş a geçiyor neymiş mükemmel heykelmiş. Heykelin kalbi mi var? Ne heykeli ne sanatı? Sanat ile ortaya konulmuş bir canlı mı var ne sanatı? Bu kadar eklektik ve alakasız ilişki kurma becerisi ancak bir inançlıda mümkündür akıl dışı düşündüğünü farkedemez o. Ezbere konuşur,edebiyat saçmalar onu da saçmalar yani yapamaz. Bu saçma edbiyata da bilimsel düşünce der. Ustanın yaptığı heykele benzeyen insan vücudu. Anlamaz ve anlamadığı için mükemmel bulur mucizevi bulur ama amacı anlamak değil kendini beğenmektir. Her şeyi kişileştirir,doğayı,yasalarını,dünyayı güneşi en başa da bir firavun oturtur yalvar yakar ezilir büzülür yakınır aptallığı ile övünür beri yandan yaltaklanır sonra da ödül bekler ona buna da bu tüccar mantığını ahlak ve akıl diye pazarlamaya çalışıp çok iyi birer köle ahlakı satıcısı olduğunu insanlara belli ettiğini bilmeden zerre yakınından geçmemiş olduğu bilimsel konuları hayali mitolojik imgelerle anlatmaya soyunur. Bu kadar sizin öznel arzularınıza tabi ve basit mi sanıyorsunuz siz bilimi teknolojiyi ve insan yaşamının derinliklerindeki işlevleri. İlgisi yok cehaletiniz ve özgüvensizliğiniz ile övünmekten başka bir şey konuştuğunuz yok sizin. Hiç bir konuda fikir yürütebilecek kapasiteniz de yok. Tutup da zooloji astronomi fizik konularına dalıp çıkmayın hiç bir temel kavramı bilmeyip demek ki allah var diyerek her şeyi anladınız zannedip. Gülünçsünüz. Hiç göremediğiniz salt bilmem hangi kitapda varmış diye empoze etme yoluyla kesinlik iddiasında bulunmanız,laf le aty a çıkmalar,ay bölmeler,yıldız gemisi uçurmalar da sizde. Hep palavra, işiniz gücünüz palavra.

    Hiç bir bilim dalında tanrıya dayanan bir kanun bir teori mevcut değil. Her şeyi kendinize yontmayın boşuna. Ben evreni ve doğayı anlamaya çalıştığımda putlarınızı görmüyorum. Her düşünceyi her fikri sahiplenip sömürmekte sizin üzerinize yok. Neymiş,bilim allah dan söz ediyormuş. Yok yaa? Dinden yani palavra mitolojilerden başka hiç bir yerde tanrılardan bahsedildiği falan yok hastasınız sizler. Çocuklar masalları dinler hayal güşççlerini geliştirirler. Siz masallara inanıp hayal gücünüxzü de yitirmişsiniz bir de kesin tanımlarla laf ile bir şeyler kanıtladığınızı varsayıyor aslında bencil kişiliğinizin reklamını yapmaktan öte hiç bir şey yapmıyorsunuz.

    Sayfalarca yazsak nafile anlayıştan yoksunsunuz,beyniniz hurafeler ve masallarla aşındırılmış belli bir kalıbın dışında düşünemiyorsunuz bunun sebebi de kendini beğenmişliğiniz daha doğrusu hiçliğinizi hayali üstünlük hayali güçler vasıtasıyla hastalıklı şekilde kıpırtısız bir solgun yüz, solgun gözler, kanı çekilmiş, heyecanını, merakını yitirmiş, birtakım misyonerlerce yıkanıp mühürlenerek ele geçirilmiş zavallı bir bilinç ile kendi kölece itaatkar sorgulayamayan ezilmiş varoluş biçiminizi ifade ediyorsunuz. Bu durumdan sıyrılmadan da karşımıza çıkıp bilim dersi vermeye soyunmanız ne derece kendini bilmez kişiler olduğunuzu gösteriyor bilmediğiniz konulşara neden giriyorsunuz ki,biyoloji,astronomi fizik falan? ÖÇğrenin bari kutsal mit kitaplarından bulamazsınız rölativiteyi,genetiği,evrim i,astronomi yi fiziği tarihi felsefeyi. Anca öyle saçma hayaller kurup kendinizi avutursunuz bunun için var onlar siz ezilmiş itaatkarları yaratabilmek ve kendine ünvan edinmiş birtakım aptalların önünde sorgusuzca eğilmeye alışasınız diye.
    Çok sıkıcısınız.

    YanıtlaSil
  13. Sayın Chaos,
    Sizin inançsızlığınız sizin dogmanız olmuş. Her şeyi maddede arıyorsunuz aklınız gözünüzde göz ise maneviyatta gerçeği göremez.
    Sümerlere gelince,
    Allah hiçbir kavmi peygambersiz bırakmamış,onlara hakkı tebliğ edecek peygamberleri göndermiştir. Ve Allah bir çok peygamber göndermiştir. Tüm peygamberlerin en büyük davası tevhid ve iman hakikatlarını insanlara tebliğ etmektir bu nedenle sümerlerin destanlarında bahsedilen bazı şeylerin tevrat,zebur,Kuran'da olması gayet normaldir. Çünkü,peygamberlerin davası bir olduğu gibi o dinlerin sahibide Allah'tır Bunda garipsenecek herhangi bir taraf yoktur.

    YanıtlaSil
  14. İnsanın yaratılışını Allah Kuranda nasıl açıklamış:

    Andolsun, Biz insanı, süzme bir çamurdan yarattık. Sonra onu bir su damlası olarak, savunması sağlam bir karar yerine yerleştirdik. Sonra o su damlasını bir alak (embriyo) olarak yarattık; ardından o alak'ı (hücre topluluğu) bir çiğnem et parçası olarak yarattık; daha sonra o çiğnem et parçasını kemik olarak yarattık; böylece kemiklere de et giydirdik; sonra bir başka yaratışla onu inşa ettik. Yaratıcıların en güzeli olan Allah, ne Yücedir. (Müminun Suresi, 12-14)

    İnsanın yaratılışı ile ilgili yukarıdaki ayetler, embriyoloji alanına ait temel bilgiler içermektedir. Ayetlerdeki rahim bölgesini tarif eden "savunması sağlam bir karar yeri" ifadesi ise, günümüz tıp bilgisi ile daha iyi anlaşılan, önemli bir özelliğe işaret etmektedir. (Doğrusunu Allah bilir.) Sperm ve yumurta hücrelerinin birleşmesi ile oluşan zigottan, trilyonlarca hücrenin uyum içinde çalıştığı, tam bir insan olana kadarki süreç anne rahminde geçer. Embriyonun 9 aylık bir sürede gelişimini tamamladığı bu yer -rahim- ayette de bildirildiği gibi, “savunması sağlam” bir mekandır.

    Kuran'da embriyoloji alanı ile ilgili verilen bilgilerin tümü, günümüz tıbbı ile tam bir uyum için­dedir. Her biri ileri teknoloji düzeyi neticesinde ortaya çıkan bu bilgiler, Kuran'ın, tüm ilimlerin sahibi, herşeyin Yaratıcısı Yüce Rabbimiz'in vahyi olduğunun en açık kanıtlarındandır. Yüzyıllar öncesinden bilim dünyasına ışık tutacak bilgilerle dolu Kuran-ı Kerim'de, insana şöyle bildirilmektedir:

    Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır. (Casiye Suresi, 4)

    YanıtlaSil
  15. Bizim için en büyük mucize Kuran-ı Kerimdir. bugün ilginç bir videoya rastladım haberin başlığı Rusya'nın Dağıstan Bölgesi'nde bulunan Mahaçkale'de yaşayan bir ailenin daha bir yaşına bile gelmemiş bebeğinin vücudunda ortaya çıkan Arapça yazılar ülkedeki günün en çok konuşulan konuları arasına girdi. Yazıda "Her şeyin yaratıcısı Allah'dır" yazıyormuş
    ilgilenen arkadaşlar burdan izleyebilir.

    http://video.mynet.com/habervideo/Bilimin-aciklayamadigi-cocuk/392143/

    YanıtlaSil
  16. Sayın Chaos gördüğüm kadarıyla iyice sinirlenmişsin 'aptalca' kelimesini üstüme almadım doğrusu. tabii zora gelince hakarete başvurursunuz. Ben akıl ve bilim ışığında Allah'ı anlamaya çalışan bir insanım. bilimsel düşünce olarak hiç bir ön yargım yok. Allah'a inanıyorum Allah'a inanmam beni bilimden alıkoymuyor.

    YanıtlaSil
  17. Son olarak size son olarak şunu diyorum ateist arkadaşlar "inanmıyorum işime gelmiyor" deyin Bilimi inançsızlığınıza alet etmeyin çünkü bu durumda sizin en büyük yalanlayıcınız yüce kitabımız Kuran-ı Kerim olur.

    YanıtlaSil
  18. Kuran-ı kerim de dünyanın ve uzayın düz olduğu yazar. Arapça yaydık ve düzleştirdik manasına gelen kelimeyi bizim din bilginleri sonradan genişlettik diye çevirmeye başlamışlardır.

    Kuran da embriyolojiye dair herhangi bilimsel konu yoktur o zamanın bilgisi dahilinde baştan savma bir şeyler yazılıdır kemiklere et giydirdik gibisinden ki bunun da embriyoloji ile yakından uzaktan bir ilgisi bulunmamaktadır.

    Alak kelimesi embriyo anlamına gelmez, hücre topluluğu anlamına da gelmez bilimin kavramlarının heppsini arapça bir kelimenin karşılığıymış gibi önümüze sürüp kendinize güldürmeyin. Masal anlatır gibi anlatmış o ayette kemiklerin gelişimi öyle değil önce iskelet oluşup sonra üzerine elbise giydirilirmiş gibi dokular ve organlar oluşmuyor üzeribnde öylle bir şey yok saçmalamayın.

    Sizin hastalığınız her şeyi kuran da aramak bilim ile yakından uzaktan bir ilginiz yok sizin o nedenle de.

    Müslümana göre bilim: Kuran daki hangi kelimeyi bilimsel bir manaya getirebiliriz.

    Müslümana göre felsefe: Kuran dan ne anlamlar çıkarabiliriz-loji

    Rahimin olduğunun bilinebilmesi için kuran a lüzum yok tıp zaten insan varolduğundan beri mevcut ve kuaran da rahim yazsa bile ondan önce insanlar rahimde bebeğinn olduğunu doğum yapıldığını bilmektedirler saçma saçma akılsızca örnekler atmayın önümüze.

    Kesin bilgiye dayanan ayetler varmış, her konuyu da böyle kapatır kuran sallar sallar sonra kesin der, oldu. Böyle inandıracaklar sözde.

    YanıtlaSil
  19. Rusyanın dağıstan bölgesinde cilt hastası olan çocuğun vücudundaki lekeleri arapça harflere benzetip rötuş yaparak dine dayanan da ancak o bölgede yaşayan yobaz ve aklını fikrini din ile bozmuş insanlardan beklenebilecek bir şeydir. Arap dili asimilkasyonu öyle bir hale ggelmiş ki orada burada arapça harf aramaktasınız tanrınız bile arap olmuş. Arap putu Allah.

    Aptalca örnekler verilince aptalca denilir. Siz şımarık ve cahil bilgiçliği içersinde konuşmayı adet edinmiş insanlarsınız inanç özgürlüğü fikir özgürlüğü gibi kavramların ardına sığınıp tereciye tere satmaya yani bu bilimler hakkında eğitimi olan insanlara bilim öğretmeye kalkıştığınız için aptal kelimesi az bile kalıyor sizler için.

    YanıtlaSil
  20. İşinize gelmeyince eski kitaplar değişmiştir dersiniz ama bir mit oldukları islamın kutsal kitabının da bu mitlerden derlendiğini ispat edince gene kıvırır, eskiden de peygamberler varmış ondan öyle dersiniz. Evet komedi o zaten biz biliyoruz ki kuran dahil zamanın yanlış anlayışları cehaleti ve bilgisi ile dolu bir kitaptır bu yeterince bize neyin ne olduğunu kanıtlar bilimi boşuna kuran a uydurmaya çalışmayın alakası yok.

    Ayrıca ben maddeye tapınmıyorum,herhangi somut veya soyut bir puta da tapınmıyorum ve bilmediğim evren ötesi hayaletlerden bahsedip adını da gerçek koymuyorum. Dogmanın manasını bilmeden beni dogmatik olmakla suçlaman son derece, evet aptalca.

    Bilmediğim bir şeyi bir puta bağlamam madde enerji döngüsünü de bilirim asıl materyalist putperestler, çağlar boyunca daima din ve takipçileridir. Sizler birtakım firavunlara tapınmayı din, maddi yaşamın tüm olumsuzluklarını kader olarak düşünüp maddi çıkar peşinde koşan tüccarlardan başka bir şey değilssiniz. Cennet düşleriniz, öte dünyalardan ödül beklentikleriniz ve kendiniz gibi düşünmeyene kafir günahkar diyerek sonsuz ateş ile korkutmaya çalışıp kendinizi varoluşun en güzide varlıkları zannetmeniz de de bunun kesin ispatıdır. Dolayısıyla burada maddeye veya herhangi bir şeye tapıyormuşum gibi göstermeye çalışman kendi bilgisizliğinin sana söylettiği bir yalandan ve çarpıtmadan ibarettir.

    Ha şunu da aklınızdan çıkarmayın, Bu saçmasapan genel geçer putların adını her şeye kanıt diye göstermeye çalışıyorsunuz diye kendinizi iyi insanlar bizleri bu kölece itaat bekleyen kafadan uydurma hurafelere kanmıyoruz diye gözü dönmüş insanlar zannetme yanılgısını da bilmekteyim. Benden daha fazla bir şey gördüğün hissettiğin yok senin bu yaşamda bir insan olarak. Kendi kendini kandırabilirsin ama beni kandıramazsın sizin gözünüz bağlanmış diyerek, çünkü gözü de zihni de bağlı olan daima putperestlerdir. Ve sanmaki arap putu Allah insan zihnince yaratılmış bir put değildir.

    İşine gelmeyen, ödül beklentisinde düş gıcırdatıp yakınan kendinsin. Ben genel geçer insan uydurmalarının kesinlik iddialarına şüpheyle bakarım bu da sorgulayan bir zihnimin olduğunu gösterir bir şeyin işime gelmediğini değil. Yoksa hiç bir şeyb merak edip kasafa yormadan müslümanım demek ki cennete gideceğim her şey de allahındır demek kadar kolayb ve basit bir şey yok yeryüzünde kendi bencil ve4 kısır kafanızı çok yüce bir düşünceymiş gibi göstermeye çalışıp durmayın tüm cehaletinizle birlikte.

    YanıtlaSil
  21. Dünyanın yuvarlaklığı

    O, yeri size beşik yapan ve onda size yollar açan, gökten de su indirendir. Onunla biz çeşitli bitkilerden çiftler çıkardık.” “Yeyiniz; hayvanlarınızı otlatınız. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için (Allah'ın kudretine) işaretler. vardır.” “Sizi ondan (topraktan) yarattık; yine sizi oraya döndüreceğiz ve bir kez daha sizi ondan çıkaracağız.” 20/Ta-ha/53-55 “Yeri uzatıp yaydık, orada sabit dağlar yerleştirdik, yine orada miktarı ve ölçüsü belirli olan şeyler bitirdik.” “Orada hem sizin için hem de rızıkları size ait olmayanlar için (gerekli) geçim vasıtaları yarattık.” 15/Hicr/19-20

    Sanırım bu ayetlerden bahsediyorsun
    eğer yeryüzü, insanların yaşam süremeyeceği biçimde engebeli olsaydı ne yapardınız ? Nasıl ekip, biçer, rızıklanır; nasıl yürüyüp vasıtalarla yol alırdınız diye tefekkür ettirmek ve Allah size geçiminizi sağlamanız ve güzel bir şekilde yaşam sürmeniz yeryüzünü müsait kılmıştır manasındadır. Kuran'ın indiği dönemde insanlar dünyanın yuvarlak olduğunu bilmiyordu ve onların anlayabileceği şekilde örnekler verildi. Dünyanın yuvarlak olması ile ilgili açık bir şekilde örnekler verilseydi insanlar bunu anlayamayacaktı. Bakın o dönemde insanların yanlış bildiği hakikatı Allah nasıl anlatmış.

    Dağları görürsün de, donmuş sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler. Herşeyi 'sapasağlam ve yerli yerinde yapan' Allah'ın sanatı (yapısı)dır (bu). Şüphesiz O, işlediklerinizden haberdardır. (Neml Suresi, 88)

    “Bundan sonra arzı yapıp düzenledi, ondan suyunu ve otlağını çıkardı.” (Nâziât: 31-31) “Allah geceyi gündüze dolar, gündüzü de geceye dolar” (Zümer: 5).


    Ayetlerindeki ‘daha’ fiili yapıp düzenlemek’ anlamına geldiği gibi ‘deve kuşunun yumurtlama yeri, udhiyye, uhuvve, yuvarlak taş ve ceviz atmak’ anlamına gelen dahu’ mastarıyla da alakalıdır. Arapça’da bir fiilin iki değişik anlama gelebilmesi özelliğinden faydalanılarak, Dünya’nın yuvarlak olduğu anlatılmaktadır. Ayrıca ikinci ayette “dolamak” diye tercüme edilen Arapça ‘tekvir’ kelimesi, yuvarlak şekilde sarmak manasına gelir. Bu ayette de, gece ve gündüzün oluşmasına, Dünya’nın yuvarlak olması ve dönmesinin sebep olduğu kastedilmektedir.

    YanıtlaSil
  22. Ben burda Allah'a ve yüce kitabımıza akıl ve mantık dışı isnatlar olduğu için yazıyorum. Senin imana gelmen beni ilgilendirmez Sana acımıyorumda doğrusu zarara rızası ile gidene merhamet olunmaz. Ben burda müslümanlar adına cevap hakkımı kullanıyorum. İnsanın yaradılışı ister inan ister inanma ama Kuran'da anlatıldığı sıradadır. ve Rahmin koruyucu özelliği vardır. benim bu ayetide buraya yazmamın nedeni Annem babam bir araya gelmiş ben olmuşum şeklindeki düz mantığına cevaptır. Annen ve baban her bir araya geldiğinde sen olsaydın çok kardeşin olurdu arkadaşım (:
    Kuran'da bilimsellik aramak gibi bi kaygım yok ama bundan Kuran'ın bilim dışı bir kitap olduğu anlamı çıkmaz.
    Kötü söz sahibine aittir verilen örnekleri akıl sahibi ve düşünen insanlar anlayabilir. Sen Kuranda hücre yazmasını bekleyecek kadar safmısın o zamanlar hücre yazsa kim nasıl anlayacaktı. orda hücre topluluğuna işaret ediliyor şeklinde parantez içinde yazılmıştır.
    Biz müslümanlar Allah katında gönderilen kitaplara iman ederiz yani tahrif olmadan önceki hallerine örneğin şu anki tevrata bile temkinli yaklaşırız içinde Allah'ın sözü olabileceği düşüncesiyle. Yine Hz. İsa Hz. Musa ve yüce kitabımız Kuran'da geçen diğer 23 peygamberin Hak peygamberi olduğuna inanırız. Yine ismi geçmeyen Allah tarafından gönderilmiş peygamberlerede inanırız.
    Gerçekten inanan kimse yalnızca Allah'a ibadet eder. Dünya hayatında menfaat sağlamak veya çıkar ilişkileri için ibadet edenlerin amelleri boşa gider.
    Çok şükür Allah fikir vermiş irdeleyebiliyorum. görmesemde Allah'ın varlığına inanıyorum. Bu dünya sahipsiz deil. Allah'ın varlığına inanmam beni aklımdanda uzaklaştırmıyor. Zaten Allah bize düşünmemizi emrediyor.
    Cennet'e girmek o kadar kolay deil arkadaşım bu dünya zorlu bi imtihan yeri doğrusu
    bana göre asıl cahil insan nereden gelip nereye gittiğinin farkında olmayan bu kainatın yaradınını bilemeyecek kadar akıl sahibi olmayan insandır.

    YanıtlaSil
  23. Rus tvsinde çıkan habere bende temkinli yaklaşmaktayım. habere göre doktorlar bu olayı açıklayamamış. Eğer ki doğru ise (en doğrusunu Allah bilir)
    çocukta insanlara gösteren yazısından sonra en son yazan "Allah her şeyin yaratıcısıdır" Zümer 62.
    Zümer suresini dün inceledim Surede kıyametten de bahsediliyor.
    eğer bu haber söylendiği şeklinde ise Allah bize kıyametin yaklaşmakta olduğunu işaret etmek ve insanlığa rahmet etmek için böyle bir mucize gönderiyor. nitekim surenin 53. ve 54. ayetlerinde Allah'ın tüm günahları bağışlayacığından bahsediyor yeterki azap gelmeden ona yönelin

    53- De ki: "Ey kendi aleyhlerinde olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir."

    54- Azap size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip-dönün ve O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez.

    bu benim yorumumdur. Şüphesiz en doğrusunu Allah bilir.

    YanıtlaSil
  24. salla salla. Neymiş,insanlar anlamaz diye öyle demiş de, yok arapçadaki dil özelliğinden yuvarlak demiş miş. Miras hesabı bile yanlış hala konuşun siz. Ayet yazın başka bir şey de yapamazsınız zaten.

    YanıtlaSil
  25. Yüce kitabımız Kuran-ı Kerim arapçadır. Tabiiki o kelimenin arapçada hangi anlamlara geldiği önem arzetmektedir. o yüzden burda sadece Türkçe mealleri okuyarak kesin kanıya varmayın diyorum.
    Sıradaki konumuz miras mı (:
    Sanırım Nisa suresindeki ayetlerden bahsediyorsun. Allah hesap hatası yapmaz o en adil şekilde hüküm verir.

    Allah size çocuklarınızla ilgili olarak şunu öneriyor: Erkek için, iki dişinin payı kadar. İkiden fazla kadın iseler ölenin bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer çocuk sadece bir kadınsa, mirasın yarısı onundur. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığından ana-babanın her biri için altıda bir hisse olacaktır. Ölenin çocuğu yoksa ve kendisine ana-babası mirasçı olmuşsa bu durumda anasına üçte bir düşer. Eğer kardeşleri varsa, anasının payı, yapacağı vasiyetten ve borcundan arta kalanın altıda biridir. Babalarınız var, oğullarınız var. Siz bunlardan hangisinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilemezsiniz. Allah'tan gelen bir buyruğu önemseyin. Hiç kuşkusuz Allah herşeyi bilir, tüm hikmetlerin sahibidir.
    Zevcelerinizin geriye bıraktığının yarısı sizindir, eğer onların çocuğu yoksa. Eğer onların çocuğu varsa, vasiyet ettikleri ve borçları ödendikten sonra geriye bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Eğer sizin çocuğunuz yoksa bıraktığınızın dörtte biri zevcelerinizindir. Eğer sizin çocuğunuz varsa bu durumda, yaptığınız vasiyet ve borcunuz ödendikten sonra geriye kalanın sekizde biri zevcelerinizindir. Eğer miras bırakan erkek veya kadının ana-babası ve çocuğu yok da erkek kardeşi veya kız kardeşi varsa, bu kardeşlerden herbirine altıda bir düşer. Kardeşler bundan fazla ise bu takdirde onlar, yapılmış bulunan vasiyet ve borç ödendikten sonra üçte bire ortaktırlar. Kimseye zarar verilmemelidir. Allah'tan bir öneridir bu. Allah Alîm'dir, Halîm'dir.
    Nisa 11,12

    İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve onun resulüne itaat ederse Allah onu, altından nehirler akan cennetlere, orada sürekli kalıcılar halinde, sokar. İşte bu, en büyük başarıdır. Kim de Allah'a ve onun resulüne isyan eder, Allah'ın sınırlarını da aşarsa, Allah onu, içinde sürekli kalıcı olarak ateşe sokar. Artık onun için yere batırıcı bir azap vardır Nisa 13. ayeti gelmektedir.
    Sınır kelimesinin ne anlama geldiği herkesçe malum. “Aşılmaması gereken bir nokta, bir çit, bir değer”… Yani bu oranlar sadece birer sınır ve asıl olan bu “sınır” değerlerini aşmadan onlara yaklaşmak… Dolayısıyla bu oranların “mutlak” olduğunu iddia etmenin hiçbir temeli yok…

    Şimdi sorun şu: Yukarıdaki ayetlerde geçen “emir” kelimesiyle aşağıdaki ayetlerde geçen “sınır” kelimesi birbiriyle nasıl bağdaşır? Aslında yanıt çok basit: Allah’ın emri olan şey bu sınırlara riayet etmek! Bu sınırlara riayet etmek ise onları aşmamak ve onlara mümkün olduğunca yaklaşmak ile olur. Yani “emrin” ne olduğunu anlamak için önce aşağıdaki ayetlere bakmak ve sonra dönüp “emri” buna göre değerlendirmek gerekiyor. Kısacası Allah’ın emri olan şey mirasçılar arasında ayrım yapmayarak verilen oranları birer “sınır” olarak alıp bunlara uymak! (Ama sonuçta bunların “sınır” olduğunu unutmamak şartıyla!)

    Bu “sınır” olgusunun bu şekilde ifade edilmesinin de bazı sebepleri var: Örneğin 2’den fazla kadın ise 2/3 olarak verilen oran, “en fazla 2/3” ya da “2/3’e kadar” olarak verilebilir ve böylece bunun bir üst limit olduğu açıkça ortaya konabilirdi. Ancak bu durumda neler olacağını tahmin etmek güç değil. Bu tarz bir ifadeden istifade eden birileri mirasçı 3 kıza 2/3 oranında pay vermek yerine 1/10 ya da belki hiç pay vermeyebilirdi. Dolayısıyla Nisa/11 ve 12’de “en fazla 2/3” ya da “2/3’e kadar” tarzında ifadelerin kullanılmaması anlamlıdır.

    YanıtlaSil
  26. Açıkçası yaptığın savunmalarda bana göre güvenilir ve tatmin edici açıklamalar bulunmuyor, sen kendini kandırıyorsun gibime geliyor tersine.

    Ayetleri yazıp bir kelimeye 1001 mana yüklemeye çalışarak sözde tanrının ve onun sözde kutsal kitabının avukatlığına soyunmak da müslümanlarda sıkça rastladığım gülünç bir hadise.

    Daha neden bahsedildiğini neye örnek olarak verildiğini bilmeden kendilerinden emin şekilde hepsi birer peygamber veya mesih oluveriyor başımıza ve saçma saçma kendini kandırma cümleleri ve telkinler ile kitabın çelişmediğini çok gizli anlamların bulunduğunu bildirip buynu da bir tek kendilerinin anladığı gibisinden boş laflarla misyonerlik yapıyorlar.

    Açıkçası ben o kitabı okudum tekrar tekrar ayetlerini yazmana lüzum yok. Sizin huyunuz bu ne yapıpyapıp asıl konudan sapar ayet açıklamalarına girişirsiniz farklı bir durumla karşılaşmadım hiç sizlerde bu yaşıma kadar hep aynı kısır yöntemler.

    YanıtlaSil
  27. Ayrıca işin en komedi kısmı da şudur, sizler cidden üç kağıtçısınız, çünkü dininiz üçkağıtçılık dini.

    Nedenlerinden bir ikisini hemen açıklayalım ki inancımıza hakaret ettin diye çemkirmeyin sonra.

    İslam tüm insanlara tebliğ edilmiştir dersiniz ama arapçadan başka die çevrilince güvenmezsiniz çünkü ne yazdığını kendiniz de bilmez birtakım tuhaf kılıklı adamların eteğini öpme inancı haline gelmesini sağlarsınız zaten bu dinin asıl amacı da etek öptürmektir.

    İkincisi kitap da bu apacık kitap yazar ama sizler bunu da işinize gelmeyince önemsemez, sanki yeryüzünde en mükemmel dil arapçaymış o da tanrının diliymiş gibi arap ırkçılığına soyunursunuz bu nasıl bir apaçık kitap ise başka dile çevrilemez. Araplar sanki bizim eylemlerimizi adlandırdığımız biçimlerden çok farklı ve yüce eylemler ve manalara sahip mübarekler ya adamların dilini başka dile çeviremiyorsun konu kuran olunca çünkü bu gerçekte işinize gelmiyor. İşinize gelmeyen ne? Doğrudan bir ayetin veya sözün tartışılması tabii ki ne olacak, bunu engellemek için meallere güvenmeyin diyorsunuz.

    Ben daha iyi bir yol buldum sadece meallere güvenmemekle kalmıyor,onları farklı tefsirlerden okuyup karşılaştırarak gördüm ki kitabın tamamına güvenmemek gerekiyor. Okudukça ne kadar saçma bir kitap olduğunu anlıyor düşünen bir insan zaten. Tabi zihni cehennem korkusuyla dolu ise anlamayı bırak siz okumaya bile korkuyorsunuz titreye titreye kitabı elinize almayı bile ayin haline getirmiş, kitabı da put yapmışsınız.

    YanıtlaSil
  28. Sözün kısası ben zamanında bütün kutsal kitapları okudum korkmadan ve asıl amacının ne olduğunu biliyorum onların. Herhangi bir en üst aşamada bulunan doğa ötesi bir hayaletin varlığına inanmam da gerekmiyor doğa ötesi diye bir şeyy yoktur onu anlamaya çalışan bir zihnin varsa ne ala yopksa boşuna doğa üstücülük taslamanın,cehaleti inançla dengelemeye çalışıp bilmediğin her şeyi beyin kapasiten yetmiyor diye duygu sömürüsü yolları kullanarak işte ben o boşluğu kalbbimle dolduruyorum diye kendini kandırmanın manası yok kalp kan pompalar heyecan duyulduğunda hissetmeni sağlar düşünme yeteneği yoktur ve aslında hissetmez de hisseden de sinir sistemidir yine.

    Yani sizin uzmanlık alanınız masal anlatmak ve saçmalamak. Bir eskiçağ masalının gerçek olduğuna kendinizi inandırmışsınız ama özgüveniniz kalmamış bu sefer o yüzden herkesi de bu saçma masala inandırmaya kendinize ortaklar aramaya soyunuyorsunuz.

    Şunu anlamanız gerekir,bizim gibi evreni ve varoluşu düşünme noktasında son noktayı koymayı benccil bir kibir ve zayıflık olarak gören ateistlerin herhangi kişisel şüphesi yoktur ve boşluğa düşmüş yoldan çıkmış falan değiliz bu şüphe ve paranoyalar tamamen sizin kendi kuruntularınızdır ve kendi kuruntularınızı daima bize yansıtmak yoluyla psikolojik savunma komplekslerinizi göstermektesiniz.

    Yani anlamanız gerekir ki ne tanrınızın veya doğa ötesi herhangi bir hayaletin,pembe unicorn un, makarna canavarının varlığına inanırız,ne de inanç ile yani kişisel arzunun evrene yansıtılmış kıskanç ve bencil yani kısırlaşmış biçimini akıl olarak kabul ederiz. Dolayısıyla inançların yalanlardan daha tehlikeli birer hakikat düşmanı olduğunu, çünkü inancın kişisel bir arzunun genellenmesi olduğunun farkındayız.

    Dolayısıyla da kibir dolu ayetleriniz, sözde kutsal kitabınız ve sözde peygamberleriniz sadece sizi bağlar onlara ne güvenir, ne tarihi açıdan kutsal kitapdaki paragraflara itaat eder ne de bu yalancılık hükümdarlığınba herhangi haketmediği saygıyı gösteririz.

    O nedenle eğer doğayı ve bilimi tartışmak istiyorsanız daima varız ama doğadan ve bilimden kendi misyonerlik amaçlarınıza pay çıkarmaya kalkışıp cahilce bir bilgiçlik ikle onca bilimsel uzmanlığı araştırmayı ve çalışmayı bir yana koyddurup karşımıza çıkarak konuyu dine getirip bir de utanıp sıkılmadan kuran da bunlar zaten var demeye kalkıştığınızda aldığınız cevaplara hakaret demeden önce dönüp bir aynaya bakın önce ben bu konulara ne kadar hakimim ve ne biliyorum diye. Ayetleriniz ve kişisel inancınız cidden bizi hiç ilgilendirmiyor ve çok sıkıldık bu dayatma ve yakınmalarınızdan çok inançlıysanız gidin dua edin yalvarın ne yaparsanız yapın. Ama küstahlığa bir son verin sizden bir şey öğrenecek değiliz ve kararımızı verirken dini otoritelerden veya rtakipçilerinden izin almayız,dini öğrenmek gibi bir beklentimiz de yok hele de daha kendi kitabını bile korkmadan okuyamayan sizin gibi insanlardan.

    YanıtlaSil
  29. Sayın Chaos,
    Neden kendimi kandırma ihtiyacı hissedeyimki haşa Allah'ın olmadığını görsem bende kafama göre yaşarım.
    İnanmak veya inanmamak senin sorunun ben sadece gerçeği söylerim. Hidayet verende Allah'tır.
    Sen hiç çeviri kitabı okumadın sanırım farklı yazarlar anlatılmak istenen aynı kalsada farklı şekilde çevirebiliyor. En doğru anlamda kitabı yazarın kendi yazdığıdır. Kaldıki Kuran-ı Kerimde Allah insanlara en güzel şekilde örnekler veriyor bazen dolaylı yoldan anlatıyor.
    "Miras hesabı yanlış" demişsin bana nasıl bu ayetler olduğunu anladın diyeceksen. Ben ateistleri tanırım Yüce Kitabım Kuran'a yöneltilen eleştirileri okudum çok şükür ki aklım galip geldi inananlardanım.
    Ayetleri buraya tekrar yazmamın nedeni diğer insanlarında neden bahsettiğimi anlaması içindir.
    Avukat olmayı siz iyi bilirsiniz burda inançsızlığın avukatlığını yapan kimler? tamam siz Allah'a ve islamı saçma sapan düşüncelerinizle hakaret ederek yalanlamayın bende yazmayayım Bu durumda bana düşen avukatlık deil bir görevdir.
    Kuran-ı Kerimi sonuna kadar okudum diyorsun ama son peygamberin Hz.Muhammed(sav) olduğundan habersizsin. Bir müslüman sana peygamberim diye geliyorsa bil ki o sapıtmıştır. okuduğunu anlamayanlardan olduğunu zaten anlamıştım
    Ben meallerin okunmaması taraftarı değilim müslüman okuyarak anlamaya çalışmalıdır. anlayamadığı durumlarda bir bilene sormalıdır.
    ne yazıkki müslümanım deyipte Kuran'ı eline almamış olanlar vardır. bunlar çoğu zaman yaptığı hareketlerle dine zarar verir sonra ateist derki ben bunun inandığı Allah'a inanmam (:
    Allah'ın vaadi haktır ve güvenimiz tamdır. İnanmadığım bir dine başkalarını neden inandırayım daha çok ateistler inançsızlığını paylaşmak ister. çünkü kendi kendini yiyordur yok olacağı düşüncesinden dolayı.
    Kuran-ı Kerimde Allah'ın bir çok emri var yalan söylememek,adaletli olmak, kul hakkını yememek,haksız yere insanın canına kıymamak,Anne babaya saygı,Zina yapmamak,Alkol almamak, yetimlere yardım etmek, fakirlere zekat vermek,çalışmak,israf etmemek ... aklıma gelenler bunlar şimdi bunları gerçekten inanan bir insan Allah'tan korkarak yapsa bunun dünyaya ve insanlığa ne zararı olabilir.
    Kuran-ı kerim insanlığa bir rahmettir. Unutmayınki Kuran-Kerim inanan insanlar için bir müjdecidir. dolayısıyla inanmayan insan korksun müslüman deil
    Siz burda doğayı ve bilimi tartışmıyorsunuz doğrusu sadece inançsızlığınıza kılıf arıyorsunuz durumunuz başını kuma sokan deve kuşu misali

    YanıtlaSil
  30. Boş konuşmuşsun yine. Allah ın olduğunu görmüş de sanki görmesem niye inanayım diyor. Korkundan inanıyorsun başka bir şeyden değil bir de ölmeyeceğini sanıyorsun. Saçma mantık da şu. Öleceğim ama bedeninm olacak ruhum dirilecek sonsuza kadar yaşayacağım. Oldu.

    Ayrıca sen kimsin ki gerçeği söylediğini iddia ediyorsun. Bu ezbere ve saçmasapan repliklerle çıkmayın karşımıza kendinizi doğru yolun temsilcisi sanarak. Ben aklın yolunu buldunm inandım gerçeği söylüyorum hidayeti de allah verir lafa bak. Yok yaa, sen misin akıllı ha ha ha. Akıl falan yok sende kafandan uydurduğıun pputtlara tapmanın adını akıl koymuşsun aklınca o put da her şeyi yaratmış, hidayet veriyormuş, seni de sonsuza dek diriltecekmiş. Nerde yazıyor bu masal Kuran da. Kuran ne, arap mitolojisi.

    Kuranı okumuşum ama muhammed in son peygamber olduğunu bilmiyor muşum. Muhammed olmasa kuran olacak sanki kuranın her dediğine inanacaz bir de o yetmiyor orada muhammed son peygamber demiş diye muhammede de tapacaz. Yalancısınız siz muhammede tapılmaz kuran a göre islam o değil der hıristiyanı eleştirirsiniz beri yandan isa ya dua ederler diye.

    Şehadetinizden dualara muhammmedin adı geçiyor. Sünnet ehli sünnet mezhebiniz var muhammed ne yapmışsa onun taklidini yapmak din. Arap putu allah diyor ben evreni onun nurundan yarattım. Sonra da neymiş muhammed kulmuş ölümlüymüş normal insanmış ama en sevdiği kuluymuş. Bu kadar kuş beyinli bir çelişki yumağını aklın ve doğruluğun temsili diye pazarlamaya çalışmıyor musunuz hala bitiyorum yani bu beyinsizliğinize.

    Deve kuşu da kendinizsiniz.

    YanıtlaSil
  31. Ben burada pekala bilim üzerinden tartışıyorduum sen kafanı kurana sokup çıkaramayan deve kuşu olduğun için yine arap putu allah konusuna çektin konuyu kuran da kuran islam da islam başka bir şeyden bahsettiğin yok. 1400 yıl önceki çöl bedevilerinin gece düşlerini tartışıyoruz burada senin yüzünden.

    İşin komiği o kadar salaksınız ki sanıyorsunuz biz ölümden çok korkuyoruz içimiz içimizi yiyor. Ypok öyle bir şey bu sizin zavallıca kendinizi kandırmanız. Evrende hiç bir şey yok olmaz yoktan da bir şey çıkmaz. Bu demek değil ki ben sonsuza dek bir şekilde varolacağım. Kendinizi o kadar seviyorsunuz ki daha doğrusu asıl hani şu nefs dediğiniz şeye asıl kendiniz o kadar saplanıp kalmışsınız ki sonsuz evrende bir nokta bir kısım rastlantının bir araya gelişi ile ortaya çıkmış bir yaşamın parçası olduğunuzu reddedip sonsuza dek varolma düşleri kuruyorsunuz kendi bbilincinizi hiç kaybetmeden.

    Müjde dediğiniz inanç dediğiniz şey bundan ibaret istiyorsunuz ki hiç ölmeyelim,hiç benliğim yitip gitmesin sonsuxza dek varolayım her şey benim olsun sonsuz cennet ile ödüllendirileyim. Bunun nedeni aslında doğayı ve uyumunu bilmemenizden kaynaklannıyor kendinizden başka hiç bir şeye kıymet vermiyor anlamıyorsunuz. İçiniz çürümüş sizlerin bu çürümüşlüğü sonsuz yaşam düşleri ile hastalıklı şekillerde var etmeye çalışan ruh hastalarından başka bir şey değilsiniz. Sonra da hiç utanmadan diyorsunuz ki ateistler yok olacağını düşündükleri için kendilerini yer bitirirler biz doğru yolu bulduk inanıyoruz.

    Kendinizden daha bencil,daha salak ve en komiği de sizden de enayi bir tanrı yaratmışsınız bunun için aferin size. O kadar enayi ve geri zekalı bir allah ınız var ki, kendini ispatlamak için kendine aciz varlıklar yaratıp sonra da eksik yarattığı varlıklara kenndini inandırmaya çalışıyor inanmazlarsa ceza veriyor. Deli derler bu insan olsa aklını yitirmiş bu denir. Üstelik bir de tanrı bu. Daha da komiği müslümanım diyince cehennem korkusuyla inandık diyince affediyor ama müslüman değilsen yandın. Yani istiyor ki kendisine yalakalık yapılsın yeter. Zaten bu köle inancı yalakalık üstüne kurulduğu için böyle bir din var Yeni firavun da Muhammed ne dese doğru tanrının biricik oğlu en sevdiği varlık.

    Sonra da neymiş bizim amacımız bilim doğa değilmiş inançsızlığımıza kılıf arıyormuşuz.

    YanıtlaSil
  32. Bir şeye kılıf aradığımız yok saçmasapan masallara gerçek demiyoruz sadece. Normalde de tanrı düşündüğünmüz yok sizin gibi salaklar her yerden çıkıp ben kuantum dan, evrim den,biyolojiden genetik den bahsedip bu konuda bilgisi olanlardan yeni bir şeyler öğrenmeye çalışırken saçma saçma araya girip ayet yazıyorsunuz her yerde kaşınıyorsunuz. Cevap verince de hakaret olmuş oluyor ama çok salaksınıoz ben ne yapayım aklınızı kullanma huyunuz yok ki, bir inançtır tutturmuş gidiyorsunuz.


    Cahilin bkendinden emin saçmalıkları kadar aptalca ve yıkıcı bir şey yok dünyada onun o derece beyni alınmıştır ki, adam öldürmenin,ırza geçmenin, birtakım taşkınlıkların ve zarar verme davranışlarının kanun olarak bir yere yazılması lazımdır yoksa hayvanlardan da aşağılıktırlar. Çıkıp karşımıza sonra saçmalarlar kuran alkolu yasaklamış adam öldürmeyi iftirayı yasaklamış bunun nesi kötü diye. Bize ne bunlardan alkol içtiğimde sapıtmıyorum ben senin gibi bastırdığım güdülerin etkisiyle veya hırsızlık yapmamak bir kadına tecavüz etmemek için bir kitapda cehenneme atılmakla tehdit edilmem gerekmiyor böyle sapkın yoldan çıkmış arzular hiç hissetmedim. Kendi hastalıklı ruhunuzu din ile örtbas etmeye çalışıp iyilik güzellik diyorsunuz sonra. Zaten dindarların sapıklıkları çok ünlü o nedenle dünyada kızını taciz eden onlar, çocuklara sarkan imam mı ararsın,papaz mı ararsın tanrıya ulaşacaz diye her şeyden korka korka sapık insanlara dönüşmüşler görümnüşte de pek dindarız pek tanrı korkumuz var diyince sanıyorlar ki yiyoruz biz bunu.

    Çocuklar bile inanmaz sizin iyi niyetinize zorla inandırıyorsunuz o yüzden daha neyin ne olduğunu bilmeden çocuklara din öğretmeler,öcü gibi korkutmalar kuran kursuna yollamalar hep sizde. Onlar da sizin gibi sapık oluyor sonra büyüyünce adını da inanç koyuyor, sapıtıp saçmalayınca tevbe ediyor, mağduruna da kötü yola düşmüş, kendi hatası bu, alınyazısı bu diyor. Sömürücüler sizi gelmiş bi de görevini yapıyormuş muş. Çok umurumuzda sanki senin putun tanrın hastalıklı tekerlemelerin ve masalların.

    Hiç kendini de kandırma iyi niyetli gibi iyilikten zerre olmaz sizlerde duygu sömürüsü ve ahlaksızlığın adını inanç koymuş misyonerliğini yapıyorsunuz. İnançlarla işimiz yok bizim genel geçer hayaletimsi varlıkların iradesi gibi saçmasapan şekillerde anlamaya çalışmıyoruz doğayı doğayı anlamak için doğaya bakıyoruz ve kendimmize pay çıkarmaya çalışmıyoruz bencilce sizler gibi. Anlamıyorsun hala ayet yazıyorsun o yüzden de. Ben peygamberinizin haremini ayetlerle nasıl düzenlediğini de biliyorum merak etme yuvarlak laflar ve göz korkutmalarla her aklı başında insanın düşünebileceği nasihatler var diye bir masal kitabına inanmam vermek istediği mesaja bakarım. Kuranın mesajı da köleliktir bırak müjde yi insanlardan uzak tutulması gerekir hele de kadınlardan ve masum çocuklardan.

    YanıtlaSil
  33. yahu arkadaş bilmiyorsun araştır bari körü körüne inançsızlık bu olsa gerek. Bütün insanlar beden ve ruhla beraber tekrar yaratılacaklardır. parmak uçlarımızı düzenlemeye varıncaya kadar..
    Görmek deyince aklına hemen gözün gelmesin İnsanın aklı ve gönlüde görebilir.
    Hakaret ede durun siz zaten başka bir şeyi bilmessiniz kendinizi diğer insanlardan üstün sayarsınız. sonrada "kibirli olan Allah" dersiniz. hayır kibirli olan sizlersiniz.
    Kendimi bi şey sandığım yok arkadaşım ben Allah'ın kuluyum yalnızca.. asıl sana sormak lazım kendini ne sanıyorsun diye çünkü apaçık düşman kesilmişsin yaradanına
    Ben "yaratılanı severiz yaradandan ötürü" anlayışına sahibim senin gibi sağa sola hakaret ederek haklı çıkma telaşında değilim ben haklı olduğumu biliyorum bu yüzden sen ne dersen de ne önüme getirirsen getir biliyorumki Allah var. hani konu başlığı "Bilmiyorlar o halde Allah var" bak ben biliyorum diyorum..
    siz konu başlığını değiştirseniz iyi olacak "Saçmalıyorlar, Çarpıtıyorlar o halde Allah yok" deyin daha anlamlı olur.

    e yuh yani Kuranda tevhid inancı bir çok ayette vurgulanmış ve sen bunuda görmemişin.. Peygamberimiz Hz. Muhammed(sav) Allah kulu ve elçisidir. Şehadetin anlamını bile bilmiyorsun dedim ya körü körüne inançsızlık anca bu kadar olur..

    Misyonerlik kelimesi bizim yüce dinimizle ilgili değil biz sadece iyiliği emredip kötülükleri yasaklarız bu da bizim inancımız gereği. Osmanlı cihan hakimiyeti kurmuş ama yinede insanların dinine karışmamış herkes özgürce yaşayabilmiş. biz eğer dediğin gibi bi anlayışa sahip olsaydık şu an müslüman sayısı hristiyan sayısından fazla olurdu.
    Yüce Allah iyiliği emrediyor dolayısıyla biz müslümanlar iyilik yapmalıyız.

    Her fırsatta ezber ateist cümleleri yazanda sensin doğadan biz kendimize pay çıkarıyormuşuz.
    doğada mucize olsun veya olmasın doğayıda senide Allah yarattı onun herşeye gücü yeter.

    YanıtlaSil
  34. Merhaba,

    İnanan arkadaşlar bir kıskacın arasında kaldıklarını farkedemiyorlar sanırım. Her tarafları çember gibi sarılmış durumda:

    - Allah herşeyi yaratmış
    - Çok mükemmel yaratmış
    *
    - Bazı hikmetleri bize görünür kılmış, ki bunu anlayabiliyoruz
    -Bazı şeyler, bizim anlayamayacağımız kadar karmaşık yaratmış. Ama onlarda da şüphesiz hayır var, ve o kısımları gönül gözüyle görmeye çalışıp, şüpheye düşmememiz gerekir. Bu durumda bir şeyi anlamak veya anlayamamak allahın varlığı ile çelişik bir durum yaratamaz.

    *- İnanmayan insanlar veya inananı şüpheye düşürecek durumlar olabilir. Ama bunlar sınavdır. Şüpheye düşmemek çember dışına çıkmamak gerekir. Bu çok sakıncalıdır, çıkılırsa yanılır.
    - Tarihte bir olay, çelişen bilgiler, sapkınlıklar, zorluklar, afetler… Bunların hepsi sınav konuları dahilindedir. Hemen her konuda soru gelebilir. Ama mutlak inançtan sapmamak gerekir.
    *
    -Kitapta çelişkiler de olabilir. Ama uygun tasvirlerle-yorumlarla veya 1000 yıl önceki dildeki anlamlar değiştirilip kelimelerin anlamları genişletilerek çözümler üretilmelidir. Bu çözümlere inanılmalıdır. Bu gibi durumlarda, bilgi kirliliği yaratma, hurafe yorumlarla hikmey yükleme esastır.
    - Yeni gelişmeler ışığında kitabı tekrar okumalar, ve varsa anlamı genişletilip yeni/eski keşiflerle uyuşan yorumlar yapılması cesaretlendirilir. Bunların sonradan yalanlanması, çok bariz çarpıtmalar olması sorun olmaz. O ilk gazla, mevcut kitlenin çoğunun iman yenilemesi tesis edilmiştir zaten, gerisi teferruat.
    *
    - Bir insan inanıyorsa, o Allah onun gönül gözünü açtığı içindir.
    - Biri inanmıyorsa onu yoldan saptıran yine odur veya şeytandır. Ama bu yanılmış çemberin içine dönmek isterse buna hayır demez, tövbe yolu açıktır. Müminler bu sapmış insanlara doğru yolu gösterme ile sorumludur. Dönmeyecek gibi ise, arkadaş olmaz onunla, çok konuşuyorsa ve dini çok sorguluyorsa öldürmek caizdir.

    Bu çember içinde sorgulamayı ve alternatif sonuçlara ulaşmayı engelleyici ve hatta insanları katlettirici hastalıklı mekanizmalar başarı ile oluşturulmuş durumda.

    Bu çemberin dışına çıkmak bir akıl, cesaret ve vicdan meselesi. Bu resmi görebilmek, buradaki yanlışlığa ve sömürüye katlanamamak, ve buna karşı çıkmak.

    Teşekkürler,

    YanıtlaSil
  35. Yukarıda bir yerlerde dünyanın mermi hızında döndüğü iddia edildi, bir diğer kişi de, mermi hızında dönmediğini iddia etti.

    İmdiii, dünyanın yörünge uzunluğu 471.000.000 km.
    Döndüğü süre: 1 yıl: 365 gün: 8760 saat: 525600 dakika : 31.536.000 saniye

    hız = yol/zaman (merak etmeyin bu formulü yeni öğrenmedim)
    hız=471.000.000 km / 31.536.000 sn
    dünyanın güneş etrafındaki hızı = 14,9 km /sn
    başka bir ifade ile 14.900 metre / saniye

    ortalama bir merminin hızı ne kadardır? ben diyeyim 800 m/s, sen de 1000 m/s

    demekki neymiş, dünyanın hızı mermi hızının 14-15 katı imiiiş.

    Tabiki dünya bu hıza tamamen tesadüfen kavuştu. Yok yok, kendi kendine hızlanamaz değil mi? E uzay rampa falan da değilki. Bize bi itme gücü lazım. Buldum, buldum. Maymunlar insan olmadan önce osurarak hız kazandırdılar dünyaya.

    Bir noktada tesadüfen meydana gelen bir yaşam. Evrim geçiren bakteriler, hücreler, canlılar.
    Düşünüyorumda, şu binayı sıvarken üzerine çıkmak için kullanılan kalas ile, bu yazıları yazan parmaklar, nasıl olmuş da aynı hücreden (su da oluşan ilk tek hücreli canlı) değişe değişe oluşmuş. Neden kalas değil de, parmak olmuş, göz olmuş, böbrek olmuş.
    Bir solucan ile bir yarasa; bir çınar ağacı ile bir kültür mantarı nasıl olur da emmioğlu ya da hala kızı olabilirler?

    Yahu hadi bunlara da o müthiş zekamızla çözüm getirip cevaplar verdiiiik. Peki doğruluğu bilimsel olarak ispatlanmış olan big-bang olayı nasıl tesadüf.
    Sonsuz kütleli, sıfır hacimli (yani aslında olmayan) bir nokta, nasıl bi etken sonucu infilak etme lüzumu hissetti de bütün kainatı oluşturan o akıl almaz kütleyi uzaya saçma gereği duydu? Hadi bi halt edip bi lüzum hisseti o olmayan nokta, peki o kadaaaar maddeyi neresinden çıkardı? (O kadar bilim meraklısı, kuantum meraklısı insanlarsınız ya, big-bang olayının yanlışlığını iddia edecek misiniz, çok merak ediyorum.) Veya bir ateist büyük patlamayı nasıl yorumluyor?

    YanıtlaSil
  36. @iskilipli

    sanırım mermi hızıyla anlatmaya çalıştığı şey hızın ivmesiz -düzgün dairesel- olduğu, yani isterse mermi hızın zibilyon katı olsun, hareket ivmesiz olduktan sonra büyüklüğünün pek bi önemi yok.
    ben böyle anladım,
    hatam varsa affola...

    YanıtlaSil
  37. birşeyi yok demek onu kabullenmektır siz allahın varlıgına inanıyorsunuzkı yokdeme gereksınımı duyuyorsunuz

    YanıtlaSil
  38. Merhaba sadece şunu yazmak istiyorum. Bir müslüman bilmediği şeyi Allah'a dayandırmaz. Herşeyi dayandırır. Ben bilimin açıkladığı herşeyi kabul ve tasdik edebilirim. yanlışlarını, doğrularını, hatalarını metodunu ve bütün bunlardan sonra Allah yinede vardır diyebilirim.
    Çünkü Bilim bunu sadece bir olayın, nasıl olduğunu açıklamak için yapar bunda başarılıdırda..
    Ancak Neden sorusunun cevabı sadece yaratıcı ile verilebilir. Bilim bu konuda bir soru bile sormaz. Onun için bu alan tabudur. Yasaktır.
    İlgilenmediği bir alanın sorduğu sorunun cevabını verdiğini iddia etmek sadece bazı insanların sapla samanı ayıramamasından kaynaklanabilir.
    Yani bir olayın açıklamasını yapmak o olayın neden var olduğunu açıklamaya yetmez.sadece mekanizmayı açıklayan bir nasıl sorusu cevabıdır bu..
    Ayrıca bu sorunun bir yanılsama olduğunu iddia ederekte kaçamazsınız.
    Çünkü halihazırda bu sorulmaktadır. Soruluyorsa vardır. Güneşe yoktur deyince güneş ortadan kalkmaz..

    YanıtlaSil
  39. Yaratanın varlığı sizleri neden bu kadar rahatsız ediyor anlamış değilim. Dine karşı olan tavrınızı anlayabilirim ama bir Yaratıcının olması sizleri neden bu kadar çok sıkıyor. Özelliklede bilime ters bir olaymış gibi düşünüyorsunuz. Sebeb nedir? Bilimi de, Dini de, Yaratanı da yücelten yada düşüren insanın kendisidir. Bu kadar çok güvendiğiniz biliminizin sizi yarıyolda bırakmayacağını nereden biliyorsunuz? Bundan yüz yıllar önce insanlar kabile hayatı yaşıyordu ne din ne bilim umurlarında değildi. Sonra semavi dinler çıktı, kitleler halinde insanlar etkilendi, uğruna savaşlar verildi. Şimdi zamanımızın Bilim çağı olduğu söyleniyor. Peki yarın ne olacak? Bizi hangi Güç etkisine alıp yönetecek? Kesin konuşabilen var mı?

    YanıtlaSil
  40. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  41. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  42. Caner Taslaman tavsiye ediyorum.

    YanıtlaSil