24 Aralık 2008 Çarşamba

Dandik tasarım II

Sevgili Allah'ım... Birkaç sualim ve maruzatım olacak, affına sığınarak...

Hani sen bizi kusursuz bir tasarımla yaratmışın ya, ben araştırdım, bir sürü kusur buldum yine... Kusur hafif kalır bunlara; çok ciddi açmazlar hatta paradokslar. Biliyorum sen bizi takmazsın, yanıt felan vermezsin ama ben deneyeyim yine de...

1. Oksijen başımıza bela diye mi yarattın?
Canlıların büyük bir çoğunluğu yaşamak için oksijen almaya mecburdurlar. Ancak vücutlarına aldıkları oksijen onların için zehirlidir; oksijen iyonları, serbest radikaller ve organik/inorganik peroksitler boşta kalan valanslarını doldurmanın gazıyla narin bedenimizde terör estirirler. Protein, lipid ne bulurlarsa saldırırlar. DNA'ya bile zarar verirler... Bu zehirli oksijen formları yüzünden kanser oluruz.

Bu aşırı reaktif oksijen formları aksi gibi bir de işe yararlar... Yani yanlışlıkla oluşanı olduğu gibi bir de hücrede sinyal iletmek için kasten üretilenleri var, bir yandan yaraların iyileşmesinde görev alan zehirli oksijen formları bir yandan kalp krizi ve kanser dahil pek çok soruna yol açar...

Allah'ın sevgili kulları bu yazıyı okurken vücutlarında zehirli oksijen formları oluşuyor ve onlara zarar veriyor... Hatta belki bir tanesi şu an geri dönüşsüz bir zarar aldı...

Peki bu reaktif oksijen formları ile nasıl başa çıkacağız? Antioksidanlar var... Süperoksit dismutaz, hidrojen peroksidaz, katalaz vs. enzimler var... Ama bunlarda %100 başarılı değiller... Askorbik asit (C vitamini) ve tokoferol (E vitamini) gibi moleküller de antioksidan görevi yapıyorlar.

Peki vücudumuzdaki en etkin antioksidan nedir? Sıkı durun... Ürik asit! Fazlası beter eder bunun da... Yine tehlike...

Oksijene karşı kendimizi asla tam olarak koruyamayız, oksijen solumak zorundayız, o da reaktif formlara girmek eğiliminde... Yaşlanmanın en önemli etkenlerinden biri aldığımız nefesteki oksijen... Bu duruma metabolik paradoks diyoruz.

2. Güneş hayır mı, şer mi?
Yaratılışcılar dünya güneşe azıcık yakın olsa Güneş bizi yakar öldürürdü diye dır dır konuşuyorlar...

Ama...

Güneş şimdi de bizi öldürüyor zaten, yakın olmaya gerek yok... Hem de yavaş yavaş, tadını çıkara çıkara öldürüyor.

Güneşin faydalarını sıralamayacağım, biliyoruz ki dünya üzerindeki hayatın çok büyük bir kısmı güneşe doğrudan bağlıdır. Ama bu Güneş morötesi vs. ışınları ile bizi öldürmek için çabalamasa olmaz mıydı?

Güneş, yaşlanmamızdaki en önemli etkenlerden biridir. Derimizin yaşlanmasında ise en önemli etkendir. UV, iyonlaştırıcı ışımalar vs. Bu güneş Allah ne verdiyse tepemize salarak bizi erken yoldan gebertmeye çalışır durur... Ama bir yandan olmazsa olmaz...

3. Kendi kendimi yedim bitirdim
Allah'ım vücut kendini savunsun diye bağışıklık sistemi yapmışsın, iyi güzel de bu bağışıklık sistemi niye bizi öldürmeye çalışıyor? Canlı kendi içinde neden kendine savaş veriyor?

Romatoid artritden tut şizofreniye kadar bir ton otoimmün hastalık neyin nesi? Madem süper tasarım yaptın, mikropları vs. öldüren sistem koydun içime azıcık özenseydin de hedefi şaşırıp bana saldırmayasaydı ya bu sistem! Hatta o sistemi mecbur kılan mikrobuydu, virüsüydü, poleniydi... tüm bunlar en başta niye yarattın? (Otoimmün hastalıklar vücudun savunma sisteminin vücuda saldırmasıdır, bir ülkenin askerlerinin kendi vatandaşlarını yok etmeye çalışması gibi bir durum.)

Bunlar imtihanın parçası olamaz, bariz dandik bir tasarım var ortada... Ben nasıl kontrol edecem kendi immün sistemimi? Ne imtihanı? Hadi şehvetimizi kontrol ettik; zina etmedik ama immün sistem nasıl kontrol edilir?

Akıl verdik, tedavi bul diyeceksin ama 2008 yılında hala bulamadık... Binlerce nesil, milyarlarca birey ızdırap çekti ve çekmeye devam ediyor... Bu mu senin yapacağın tasarım?

4. Alkol haramsa neden içimize alkol fabrikası kurdun?
İçki içmesek bile kanımızda hep içkide bulunan etil alkolden bir miktar var... Nedeni içimizdeki bakteriler... Bunları çıkarıp atmak mümkün değil, beraber takılmak zorundayız, ama bu çakallar fermentasyon ile alkol üretip duruyorlar...

Alkol içmek haram, o ayrı mevzu da müslümanın alkol üretmesi de yasak değil miydi? Neden dalga geçer gibi içimizde alkol ürettiriyorsun?


Canlılığın akıllı tasarım olduğuna inanan arkadaşlar!
Bu saydıklarım denge durumlarını ifade etmiyorlar, aksine paradoks durumlar... İnsanların bunlarla baş etmesi çok güç. Belki ileri de metabolizmamıza müdahale edip daha etkin çalışması için değişiklikler yapacağız ama şimdilik iki arada bir derede elimizde iki ucu boklu değneklerle yaşamak zorundayız.

Lafı uzatmamak için uzun uzun hastalıkları, oksijenin ve güneşin zararlarını vs. yazmıyorum. Laf yetiştirmeden önce kaynakları okuyup anlamaya çalışın. Metabolik paradoks lafını da ben uydurmadım. Şimdilik dört tane yazıyorum, bunlara süper yanıtlar verirseniz daha da yazarım... Şimdilik bunları bir açıklayın bakalım...

Saygılar, sevgiler
Bilgehan


Kaynaklar
1. madde
http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/7035210?dopt=Abstract
http://en.wikipedia.org/wiki/Antioxidant
http://en.wikipedia.org/wiki/Oxidative_stress
http://en.wikipedia.org/wiki/Reactive_oxygen_species

2. madde
http://www.nlm.nih.gov/medlineplus/skinaging.html
http://www.skincarephysicians.com/agingski...basicfacts.html
http://dermatology.about.com/cs/beauty/a/suneffect.htm

3. madde
http://en.wikipedia.org/wiki/Autoimmune_disease

4. madde
http://en.wikipedia.org/wiki/Alcohol#Endogenous

11 yorum:

  1. güzel blog, bir iletişim maili aradım bulamadım, gördüğüm ilk mesaja yorum yazdım, yazılar güzel, tebrikler.

    YanıtlaSil
  2. hadi bir sinek kanadi yarat. ben demiyorum tanrı diyor.

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Berhan, yazılarımı beğenmene sevindim. Benimle iletişime geçmek için http://forum.ateizm2.org/ adresinde Ateistforum'a üye olabilirsin.

    YanıtlaSil
  4. Sayın zanruk,

    Konu benim sinek kanadı yaratamam değildir. "Ben sinek kanadı yaratamıyorum > o halde Allah yarattı" mantığı sorunlu bir mantıkdır.

    Canlıların hiçbir "ilahi" müdahaleye gerek kalmadan evrimleştikleri bilimsel bir gerçektir.

    Dandik tasarım konulu yazılarım "Akıllı tasarım" konusunu eleştirmek içindir. Eğer tasarımda bir akıl olsaydı böyle hatalar olmazdı.

    Bu yazımı okuyup anlacak kada biyoloji öğrenmenizi tavsiye ediyorum. Metabolik paradoks ne demektir en azından onu öğrenin.

    YanıtlaSil
  5. Alkolün yasak kılınmasının nedeni, insanların aldıkça şuurunu kaybetmeleridir. Şuur kaybedilince insanın yaptığı mantıklı hareketler azalarak senin deyiminle senin gibi zırvalamaya başlarlar. Sapıtırlar. İnsanların sapıtmamaları için yasak edilmiştir. Yasaklama ele alınırken bir dereceye tabi tutulmamıştır ve bir yudumuda bir şişeside aynı değerdedir. Aynı zamanda alkölün ağızdan alınarak vücuda gösterdiği zararların derecesini biliyorsundur diye düyünüyorum. Sırf bu yüzden yasak edilmiş olsa yine insanlığın lehine değil mi? Ha senin içerek şuurunu kaybetmen ve bir hayvandan daha aşağı seviyelere inmen hoşuna gidiyorsa ve sen buna zevk-i sefa diyorsan fazla söze gerek kalmıyor zaten.

    Çok büyük zarardasın ve bilim der ki:

    ZARARIN NERESİNDEN DÖNERSEN KARDIR.

    Geç kaldığını düşünüyor musun?

    YanıtlaSil
  6. İnsan doğar büyür yaşlanır ölür.. Allah insanı dünyada sonsuz yaşasın diye yaratmamıştır. demekki oksijen ve güneşin bazı zararlarını yaşlanmamız için sebeb yarattı

    YanıtlaSil
  7. Sapıtanlar müslümanlardır genelde. Örneğin şurrunu alkol alıp tüketmemiş olduğuu halde çocuklara sarkan imam lar veya çok dindar görünüşlü kimselere sıkça rastlanmıştır. Bugüne kadar çok alkol almışlığım oldu ancak içince şuurumu kaybetmiyorum bu tür şeyler yaşamadım.

    Hatta bir müslümanın asla anlayamayacağı bir şey olan bir kadın ile mecburiyetten (yer yokluğu) aynı odada hatta aynı yatağı paylaştığım bile olmuştur alkol aldıktan sonra ancak sapıtıp üstüne çullanmadım çünkü bu tür eylemleri ve ihtiyaçlarımı kirli ilan edip bastırmaya ve yolundan sapmış biçimde tensel haz düşkünlüğüne yakalanıp salyalarım akmıyor kadın vücudu gördüğümde.

    Dolayısıyla müslümanın hastalıklı kafasından çıkan zevk-i sefa düşkünlüğü sözü, sapıtmış kendi bilinçaltı fantazilerinin bir ürünüdür. Yani bir müslüman kızlı erkekli bir grubun içtiğini ve neşeli bir muhabbettte olduğunu gördüğünde korkuları dolayısıyla bastırdığı fakat bu nedenle de kurtulamadığı hastalıklı sanrıları dahilinde akılsız başı karıştığı için şöyle düşünür.

    Bu zvk sefa meraklıları içip içip rastgele svişiyorlar grup sex alemleri yapıyorlar işte vah vah yazık. Bu kendi pornografik fantazisidir kendi alkol aldığı zaman yıllardır görmemişlik ve yoksunluktan hasta bir ruh haline büründüğünden şuurunu tamamen kaybedip saçmalamaya başlar ve bu tür ortamlarda tutunamaz dışlanırlar.

    İşte bizim onlardan farkımız budur biz ne cinselliği karalar kirli addederiz ne de önüne gelenle birlikte olabilmek ve alkol içebilmek için dinsiz olduk. Dinin görünüşteki ahlakçılığının maske olduğunun farkında olan insanlarız istisnasız tüm müslüman kafalar cinsel açıdan sorunlar ve davranış bozuklukları gösterirler,alkol aldıklarında şuurlarını tamamen yitirme nedenleri de bu yüzdendir.

    Hayvanlar aşağılık değildirler bir hayvan aptal ve sapık olmaz, sapıklık duyumlarını bastırıp reddederek ilk gevşeme halinde sömürmeye ve salya akıtarak ona buna sarkmaya niyet eden inançlılara has bir davranış olup işte onlar yeryüzünün en işe yaramaz ve bencil asalak varlıklarıdır.

    Bugüne dek ne medya da ne gazetelerde inançsız olduğu için tecavüz eden, adam öldüren,namus cinayeti işleyen görülmemiştir çünkü bir ateist aklı ve mantığı çerçevesinde düşünür din adını verdiği sapkın düşüncelerle şuursuz eylemlere girişip torunu yaşında küçücük kızlara hidayete erdiriyorum, iyilik yaptım küçük bir karşılık aldım düşüncesiyle çullanarak, sonra da şeytana uydum pardon diye açıklamalarda bulunmaz o çok müslüman dede yaşında adamın yapmış olduğu gibi.

    Yani bu dünyada insanlara edep ve ahlak dersi verebilecek son insanlar inançlılar onların içinde en ahlaksız eylemlere girişip kulp bulmakta usta olanlara da müslümanlarda rastlanır.

    YanıtlaSil
  8. @chaos

    Saygı duydum çok doğru yazmışsın kardeş.

    Zaten bu müslümanlar kafayı karı-kız-seksle bozmuş durumdalar, alkol deyince akıllarına ilk sarhoş olup sevişmek geliyor, oysa ki ben yakın çevremdeki aklı başında insanların asla alkol alıp saçmaladıklarını görmedim, aksine alkol alındığında sinirler rahatladığı için son derece şenşakrak bir ortam olur ve en fazla ertesi sabah başın biraz ağrır... Sizin haram değil mekruh dediğiniz sigara alkolden çok daha zehirli ve zararlı olduğu halde haram olan alkol olduğu için insanlar deli gibi sigara tüketiyorlar ve sigara içmeyen biri olarak sigaranın da haram olmamasına çok kızıyorum...

    Ha bir de zina hadisesi var, küçükken mastürbasyon yaptıktan sonra kendini çok suçlu hissetmiş biri olarak bunun bir de baskıcı ortamlarda yetişen çocuklara etkisini hayal bile edemiyorum. Sürekli mastır yasak, karşı cinsle yakınlaşmak yasak, hele hele bi kız mastürbasyon yaparsa direkt orospu zaten, böyle cinsel baskılar sonucunda dindarların sapık olmasına şaşmamalı. Porno izlememe izin veren aileme çok teşekkür ediyorum, onların sayesinde şimdi cinselliğin ne demek olduğunu biliyorum, benim için kadınlar sadece vajinadan oluşmuyor, alkol alınca hemen kızlara sarkar bi hale gelmiyorum ve "tanrıya şükür" ateistim :)

    YanıtlaSil
  9. SON SORUYA CEVAP OLARAK SEN BİR SINAVDASIN VE SINAVDA SORULARIN CEVAPLARINA ÇELİŞKİLİ ŞIKLAR YERLEŞTİRİRLER BUNU SEN BENDEN DAHA İYİ BİLİYORSUN. YOKSA SADECE SORUYU SORUM TEK ŞIK YAPIP DOĞRU CEVABI KOYLARLAR O ZAMAN MULAKATIN Bİ ANLAMI OLMAZ DEĞİL Mİ _?

    YanıtlaSil
  10. DİNSİZCE

    ateistadam.blogspot.com
    Richard dawkins
    SİLAHLANMA YARIŞI -EVRİMSEL TEODİSE

    GÖZ VE SİNİRLER, sperm kanalları, sinüsler ve sırtlar, bireysel huzur açısından bakıldığında, yetersiz bir tasarıma sahiptirler ama bu kusurlar evrimin ışığında incelendiğinde oldukça anlamlı­dır. Aynısı, doğanın daha büyük ekonomisi için de geçerlidir. Akıllı bir tasarımcının yalnızca hayvan ve bitki bireylerinin vücutlarını de­ğil, bütün halinde tür ve ekosistemleri de tasarlamış olması beklenir. Doğanın planlı bir ekonomi sürdürdüğü, müsrifliği ve israfı bertaraf etmek için dikkatlice tasarlanmış olduğu umulabilir. Öyle değildir ve bu bölüm bunu gösterecek.

    GÜNEŞ EKONOMİSİ
    Doğanın ekonomisi, güneş enerjisine dayalıdır. Gezegenin gün­düzü yaşayan yüzeyinin tamamının üzerine güneşten fotonlar yağar. Çoğu foton bir kumsalı ya da kayayı ısıtmaktan daha yararlı bir iş yap­maz. Bir kaçı bir gözden içeri doğru yolunu bulur, bu sizin veya benim gözlerimiz, bir karidesin bileşik gözü ya da bir deniz tarağının para­bolik yansıtıcı gözü olabilir. Bazısı tesadüfen bir güneş panelinin üze­rine düşebilir; ya benim yakın bir zamanda anlık bir yeşilcilik sevdası krizim esnasında banyo suyunu ısıtması için çatıma monte ettirdiğim gibi insan yapımı olanların, ya da doğanın güneş panelleri olan yap­rakların üzerine. Bitkiler güneş enerjisini "yokuş yukarı" kimyasal sen­tezleri gerçekleştirmek için kullanarak, başta şeker olmak üzere orga­nik yakıtlar üretirler. "Yokuş yukarı", şeker sentezinin gerçekleşmesi için enerjiye ihtiyaç duyulduğu anlamına gelir. Aynı mantıkla, şeker daha sonradan yararlı bir işte, örneğin kas gücü ya da büyük bir ağaç gövdesi büyütmekte kullanılmak üzere, enerjisinin (belli bir kısmını) serbest bırakan "yokuş aşağı" bir tepkime ile "yakılabilir". "Yokuş aşa­ğı" ve "yokuş yukarı" benzeşimini, yüksekteki bir depodan dökülerek bir iş yapmak üzere su çarklarını döndüren suya; veya daha sonra su çarklarını döndürmek üzere yeniden aşağıya dökülebilsin diye suyun, yüksekteki su tankına, enerji harcanarak pompalanmasına benzete-bilirsiniz. İster yokuş yukarı ister aşağı olsun, enerji ekonomisinin her basamağında bir miktar enerji kaybedilir; hiçbir enerji alışverişi tam verimli değildir. İşte bu yüzden patent ofisleri, devridaim makineleri­nin tasarımlarını incelemezler bile: bu makinelerin yapılmaları ilele­bet imkânsızdır. Su çarkının dönüşünden gelen yokuş aşağı enerjiyi, asla aynı miktarda suyu yukarı pompalamak üzere su çarkını tekrar döndürsün diye kullanamazsınız. Zayiatı telafi etmek için, her zaman sistemi dışarıdan besleyecek bir enerji gereklidir ve güneş de bu nok­tada devreye girer. Bu önemli konuya Bölüm 13'de geri döneceğim.

    YanıtlaSil
  11. devamı : atesitadam.blogspottan yada r.dawkins sitesinden okunabilir.

    YanıtlaSil