15 Ekim 2009 Perşembe

Dinler niye kötüdür? Bizi iyi yapan şey nedir?

Dinler niye kötüdür? Yanlış ve yalan oldukları için mi?

Bu forumda en büyük eforu dinleri eleştirmek için harcıyoruz. Ateist/agnostik/deist/panteist/panenteistler tarafından açılan neredeyse tüm başlıklar doğrudan ya da dolaylı olarak dinleri hedef alıyor.

Peki neden? Neden dinlerden nefret ediyoruz? Yanlış oldukları için mi?

Ülkemizde kendini ciddi gazete olarak yutturmayı başarmış neredeyse tüm gazetelerde Astroloji köşeleri var. Yok oğlak burçu şöyle, yengeç burcu böyle diye atıp tutuyorlar. Astroloji de din kadar temelsiz, dayanaksız ve boş bir yalan değil mi? Neden forum da Astroloji'yi eleştiren başlıklar yok... Varsa da nispeten çok az...

Reiki, chakra, kozmik enerji vs. saçmalıklarıyla neden dinle savaştığımız kadar savaşmıyoruz... Aslında pozitif bilimi benimsemiş insanlar olarak bunların da yalan olduğunu, boş inançlar olduğunu çok iyi biliyoruz.

Dinin özelliğin ne? Neden dine saldırıp duruyoruz da diğer martavalları es geçiyoruz?

Dinin diğer boş inançlardan farkı zorba olmasıdır. Özellikle Yahudi-Hristiyan-İslam dinleri fazlası ile zorbadır. Ayrımcıdır, insan haklarını hiçe sayar. Astroloji, alternatif tıp, reiki, kosmik enerji vs. zırvaları din gibi saldırgan değildirler. Onlar da zararlıdır , onlar da yalandır ama din saldırgan bir yalandır. Aralarındaki fark saldırganlıkları, zorbalıklarıdır.

Din otoriterdir, tüm toplumu kontrol altına almaya çalışır. Din tartışma kabul etmez, zorlama ile istediğini yaptırır.

Yani biz savaşımızı öncelikle yanlış bilgiye değil zorbalığa karşı yapıyoruz. Birinci düşmanımız zorbalıktır.

Klasik bir örnek vereyim; adamın biri karısının dünyanın en güzel kadını olduğunu düşünebilir, hatta karısına tapabilir. Belki kadın pek de güzel değildir, ama adam öyle düşünmektedir ve bu düşüncesinde fena halde yanılıyor olsa da bu bizi ilgilendirmez.

Ancak bu adam "benim karım ilahi güzelliğe herkes tapmalıdır, tapmayanı keserim" derse zorbalık yapmış olur. Artık boş inancın ötesinde bir durum söz konusudur, bu adama karşı tepki konulur.

Düşünelim; biz iyi insanlar mıyız? İnsanlık için iyi şeyler mi istiyoruz? Kendi adıma evet diyorum, inanıyorum ki bu forumdaki ateist/agnostik/deist/panteist/panenteist arkadaşlar da iyi insanlardır ve insanlık için iyi şeyler isterler.

O halde bizim enstrümanımız zorbalık olabilir mi? Eğer düşüncelerimizi zorbalıkla yayma yoluna gidersek bizim dinlerden ne farkımız kalır?

Bizim birinci hedefimiz eleştirel düşünceyi, bilimsel yöntemi, insancıllığı, sevgiyi, kardeşliği yaymak değil mi? Biliyorum, ateizm ya da diğer din dışı duruşlar bu saydıklarımı tanım itibarı ile içlerine almazlar. Ancak çok iyi bildiğim diğer bir husus var ki, çoğu ateist ve diğer dinsizler pozitif bilimin bulguları ışığında şu anda sahip oldukları görüşlere kavuştular ve çoğumuzun ortak noktası hümanizmdir. Tabi bunu antroposentrik bir anlamda kullanmıyorum.

Eğer bir insancıl ve zorbalığa karşı isek zorbalığı bir yöntem olarak benimseyemeyiz, zorbalığa alkış tutamayız.

Bizim yöntemimiz iyiliği, hoşgörüyü yaymak olmalıdır. Bilge insan hoşgörülüdür, farklı yaşam tarzlarını, farklı düşünceleri benimsemese de hoşgörü ile karşılar. Cahil insan kendi küçük dünyasında yaşar ve herkesin kendi kurallarına uymasını bekler. Karşısındakinin farklı bir görüşte olabileceğini, farklı tercihleri olabileceğini anlamaz, kabullenemez. Eline güç geçerse zorbalığa başvurur, kendi görüşlerini zorla başkalarına dayatır.

Ben hoşgörüyü yaygınlaştırmak adına bilgiyi yaygınlaştırmayı öneriyorum. Eğitim artıkça, eğitimin kalitesi arttıkça insan kalitesi artıyor. Hristiyanların kutsal kitapları da tıpkı Kuran gibi vahşet ve zorbalık dolu. Ancak batı toplumları önce bilgilenmişler sonra dini kuralları daha az umursar hale gelmişler.

Bir insan önce ateist sonra bilge olmuyor. Önce bilgileniyor; bilgi, bilincini geliştiriyor sonra inanç konusunda kendi kararlarını veriyor. Ateist anne babadan doğan, din ile hiç karşılaşmamış ama pozitif bilim ile de tanışmamış, bilimin en başta köken sorusuna, doğal olayların mekanizmaları konusuna yanıtlarını ve yaklaşımını öğrenmemiş bir kişi din konusunda savunmasızdır.

Din pek çok soruya kolay yuturlur yanıtlar verir, draje gibi kolay yutulur çözümler önerir. Dinleri sunduğu yanıtların ve çözümlerin temelsiz olduğunu ve çalışmadığını anlamak ve dine karşı savunmasız kalmamak için bilgilenme şarttır.

Bilgi de dindar bir insanı bir anda dinden çıkarmıyor, belli miktarda bilgi ve zaman gerekiyor zira insan bir anda olgunlaşmıyor. Kendinizi düşünün, bir anda mı ateist oldunuz? Yoksa bu bir süreç miydi?

Forumda özellikle evrim konusunda tartışırken gen ne demek, protein ne demek, tür ne demek bilmeyen insanları görüyoruz. Bu insanlara bunları zorla öğretebiliriz. Yani bir odaya doldururuz, anlatırız, sınav yaparız, sınavı geçenler odadan çıkar, geçemeyenlere bir daha anlatırız, sonra tekrar sınav yaparız. Odada kimse kalmayıncaya kadar devam ederiz. Peki zorla odaya kapatılıp birşeyler öğretilen insanları düşünceleri, yani bilgilerinden kendilerince çıkardıkları sonuçlar bir anda değişir mi?

Biyoloji bölümünde Evrim zorunlu derstir. Bölümü bitiren herkes Evrim dersinden geçer not almış demektir. Peki Biyoloji bitiren herkes evrim olgusunu benimsiyor mu? Hayır... Demek ki benim kurguladığım odaya kapatma düşünsel deneyi bireylerin düşüncelerinde değişiklik yapamıyor. Zira dinin öğretisi daha derinde ve daha etkili... Sökülüp atılması için daha fazla eğitim ve daha uzun süre gerekiyor.

İnsanları istediğiniz kadar zorlayın, istediğini sözleri söyletirsiniz ama istediğini düşünceleri beyninde yaratamazsınız. Değişim güzellikle olmalıdır, zorbalıkla değil.

Değişim bir bireyin yaşamından daha uzun sürebilir. Yani nesillere yayılabilir.

Birinci nesle hastalıkların cinler, şeytanlar, kötü ruhlar yüzünden olmadığını; genetik arazların, mikropların, fizyolojik bozuklukların hastalıklara neden olduğunu öğretirsiniz. Böylece nesilden nesile aktarılan hurafe miktarı azalır. Bu nesil çocuklarına "al karası" gibi şeyler öğretmezler, ikinci nesle bu saçmalıklar aktarılmaz. Bu forumdaki en koyu müslümana sorun "al karası" öyküsüne inanmaz. Ama onların ebeveynleri ya da dedeleri nineleri inanırlar; lohusa kadınları al karasına karşı "korurlar".

Bir anda tüm hurafeler kaybolmaz belki ama azalırlar ya da revizyon geçiririr küçülürler, gitgide yok olurlar.

Teyzem torununa Nuh'un gemisi öyküsünü anlatıyor, tüm dünyayı sel almış diyor, teyzemin oğlu tüm dünyayı sel almamış, bölgesel bir olay diyor. Neden? Zira aklına yatmıyor, teyzeme göre daha eğitimli, bu yüzden dünyanın jeolojik kaydında tüm dünyayı kapsayan bir su baskını olmadığını biliyor. Torun ise bu öyküyü biraz daha revize edip anlatacak.

Buna benzer bir örnek daha vereyim; bir forumda tartışıyoruz; "kafirler öldürün" diyen ayeti örnek veriyorum. Müslüman bir üye ama o şimdiyi, bugünü kapsamaz, şimdi öldürme felan yok diyor. Demek ki insanlığın dönüşümünden nasibini almış. Kendi dinini reddedip insan haklarına sahip çıkıyor.

Benzer şekilde müslüman arkadaşıma "sen benimle niye arkadaş oluyorsun, kuran'da kafirleri dost edinmeyin" diyor dediğimde umursamazlıktan geliyor, bahaneler üretiyor.

Bu forumda da dini bu şekilde çarpıttıklarına hep şahit oluyoruz. Ama kötü yöne doğru değil genelde iyi yöne doğru çarpıtıyorlar, yani çağdaş insan hakları anlayışına göre çarpıtıyorlar.

Eğitimin neredeyse sıfır olduğu Afganistan gibi yerlerde ise İslam Kuran'da, hadiste tarif edildiği gibi uygulanıyor. Yani burada anahtar medeniyettir. Medeniyet ise eğitim ile geliyor.

Müslümanları bir anda dinlerinden koparamayız. Zaten bu halleri ile kopsalar bile eskisinden beter olurlar. Bu forumda, başka yerlerde yasak olmasaydı şunu yapardım, günah olmasaydı bunu yapardım diyen müslümanlara rastlamışsınızdır. Bunlar ateist olsalar tam olarak iplerini koparmış olurlar. Bunların ahlaki olgunlaşmaya ihtiyaçları var, bilgilenmeye, bilinçlenmeye ihtiyaçları var

Özetle; dini eleştirirken dindarların durumuna düşmeyelim. Toplumsal bir değişim hedefliyorsak işimizi güzellikle yapalım.

Sevgiler, saygılar
Bilgehan

30 yorum:

  1. İster müslüman olsun ister yahudi veya hristiyan Allah'tan korkan insan zorba olamaz her nedense kendi düşüncenden arkadaşlarından bahsederken "iyi insandır" diyorsun ama hiç bir nesnel temele dayanmıyor düşüncelerin şimdi bana bir kaç münferit örnek getirip inananlar işte böyle diyeceksin biliyorum. İnsanların yaptığı hataları Allah'ın diniyle nasıl bağdaştırırsınız aklım almıyor doğrusu. hayır Kuran'da deseki birbirinizin hakkını yiyebilirsiniz yalan söylemekte serbesttir dese hadi neyse.. Bana göre en büyük tehlike inançsız bir toplumdur. daha öncede burda vurguladım inanmayan insandan her kötülük beklenir. sizin içinizden tabi biz inanmıyoruz ama iyi insanız diyenler olabilir. böyle insanlarda olabilir ama sayısı çok azdır. Size şöyle kanıtlayabilirim mesala ülkemizde her ramazan suç oranları düşer. bu dinin aslında insanı insan yaptığının ve düzeni sağladığının bir delilidir.

    YanıtlaSil
  2. İslam`da insan haklarına verilen değeri anlayabilmek için, dünyanın İslam`dan önceki durumuna kısaca bir göz atmak faydalı olacaktır. Şöyle ki:
    1. Dünya yüzündeki bütün devletler, monarşi ile idare edilmekteydi. Başta bulunan kral, hükümdar veya imparator, idare ettiği halk üzerinde tam bir yetki sahibiydi. İstediğini asar, dilediğini sürer, kimseye karşı yaptıklarından hesap vermek zorunda kalmazdı.
    2. İnsanlar sınıflara ayrılmıştı. Hükümdarın yakın çevresi, akraba ve hısımları (asilzadeler) imtiyazlı bir sınıftı. Bunun yanı sıra horlanan, hakları çiğnenen geniş bir halk kitlesi de, ayrı bir sınıfı meydana getirirdi. Sınıflar arasında derin uçurumlar vardı.
    3. Kölelik en vahşi bir şekilde uygulanıyordu. İnsan haysiyeti, ayaklar altına alınmıştı.
    4. İnsanlar ırk ve renklerine göre farklı muamelelere maruz kalır, soy-sop üstünlüğü, yegane üstünlük ölçüsü kabul edilirdi. İnsanlar akıl, bilgi, kabiliyet, ahlak ve faziletlerine göre değerlendirilmezdi.
    5. Temel hak ve hürriyetlerin hiçbiri yoktu. Din ve vicdan hürriyeti, mülkiyet hakkı, mesken edinme hürriyeti, fikir hürriyeti gibi temel hak ve hürriyetlerin hiçbirisi, sıradan bir vatandaş için söz konusu değildi. İnsanlar inanç ve fikirlerinden dolayı olmadık zulüm ve eziyetlere maruz bırakılır, vicdanlar baskı altında tutulurdu.
    6. Hukukun temel prensipleri ayaklar altındaydı. Hukukta eşitlik, kanun hakimiyeti, cezaların şahsiliği ve kanuniliği gibi temel hukuki mefhumların hayal edilmesi bile imkansızdı. Bağımsız ve tarafsız bir yargıdan söz edilemezdi. Şahsi arzu ve emirler kanun yerine geçer, aynı suçu işleyen farklı sınıflara mensup kişilere farklı cezalar uygulanırdı.
    İşte dünya böylesine karanlık bir tablo içinde iken, İslam dini gelmiş ve insanlık tarihinin en büyük inkılabını gerçekleştirmiştir.
    İnsaflı bir gözle incelenirse, gerek Kur`an-ı Kerim`de, gerekse Hz. Peygamber`in sünnetinde, Batı dünyasında neşredilen insan hakları beyannamelerinden asırlar önce, günümüzde ulaşılan en nihai insani hedeflerin tespit edilmiş olduğu görülecektir.
    Nitekim, Hz. Peygamber`in (asm) Veda Haccı esnasında yaptığı konuşmanın (Veda Hutbesi) insan hakları açısından taşıdığı esaslar, bunun en açık misalidir.

    Bu hutbe, M. 632 yılında 100.000`den fazla Müslüman’ın karşısında okunmuştur. Yani, İnsan hakları ile ilgili ilk yazılı metin kabul edilen 1789 İnsan ve Vatandaşlık Hakları Beyannamesinden 1157 yıl önce...
    İslam`ın insan haklarına getirdiği yeni esasların, Batı`daki insan hakları mücadelesi üzerinde de büyük tesiri olmuştur.
    İnsan, diğer yaratıklardan farklı bir değere sahiptir. Bu kıymet, Allah`a iman ve O`nun emirlerine uymakla daha da artar. Bu sayede insan, kainatın en şerefli bir misafiri olur. İnsan, insanlık değerini, doğumu ile, hatta, ana rahminde teşekküle başlaması ile birlikte kazanır ve hayatı boyunca taşır.
    İnsan olmaktan gelen değerlilik, herkesi kuşatmıştır. Kadın, erkek, büyük-küçük, siyah-beyaz, zayıf-kuvvetli, fakir-zengin hangi din ve milletten, ırk ve renkten olursa olsun, bu şefkat gölgesi hepsini içine almıştır.
    Bu suretle İslam dini, her ferdin kanını kanunsuz olarak dökülmekten, ırzını çiğnenmekten, malını gasp edilmekten, meskenini tecavüzden, nesebini bozulmaktan, vicdanını baskıdan korumuştur. İnsanlık şeref ve haysiyetini, gerçek bir teminat altına almıştır.
    İslam`ın insanlığa getirdiği temel hak ve hürriyetler şunlardır:
    1. İslam, ırk ve renk ayırımına son vermiştir. Bütün insanlar Hz. Adem`den gelmiştir. İnsanın ırkını ve rengini kendi seçmesi mümkün değildir. Bu, tamamen Allah`ın takdiri iledir. İnsanları böyle bir konuda farklı görmek, bazı ırk ve renkleri kınayıp bazılarını üstün kabul etmek, İslam açısından olduğu kadar, insani açıdan da son derece yanlış ve zararlıdır.
    Yüce Allah Kur`an-ı Kerim`de insanları bir erkek ile bir dişiden yarattığını, sonra sayıları çoğalınca birbirleriyle kolayca tanışıp yardımlaşsınlar, ünsiyet ve ülfet etsinler diye onları kavim ve kabilelere, ırk ve milletlere ayırdığını beyan eder. (el-Hucurat, 13)

    YanıtlaSil
  3. Görüldüğü gibi, insanların ayrı ırk ve renkten oluşu, birbirlerine üstünlük için değil, tanışıp yardımlaşmaları içindir.
    İslam`ın bu anlayışına ışık tutacak bir hadise şöyledir:
    Ashaptan Ebu Zerr hazretleri Bilal-i Habeşi`ye bir gün kızmış ve ona: "Siyah kadının oğlu" diye hakaret etmişti. Annesinin renginin siyahlığından dolayı onu ayıplamıştı. Durum Hz. Peygamber`e (sav) haber verilince Peygamberimiz son derece kızmış ve Ebu Zerr`e şunları söylemişti:
    — Ey Ebu Zerr!.. Sen Bilal`i, annesinin renginden dolayı ayıplamışsın öyle mi? Demek ki sen halâ cahiliye zihniyeti taşıyorsun!.."
    Bir anlık öfke ile ağzından çıkan ve kendisinin de istemediği bu sözden dolayı Ebu Zerr hazretleri çok üzüldü, pişman oldu. Ağlamaya başladı ve kendini yere atarak yüzünü toprağa yapıştırdı ve şöyle dedi:
    — Bilal ayağı ile yanağıma basıp çiğnemedikçe, vallahi yüzümü yerden kaldırmayacağım.." Bilal-i Habeşi`den tekrar tekrar özür diledi.
    2. İslamiyet soy-sop üstünlüğüne ve bununla övünmeye de son vermiştir. Ashab-ı Kiram`ın bulunduğu bir mecliste, Sa`d bin Ebi Vakkas, sahabenin ileri gelenlerinden bazılarına neseplerini (soylarını) saymalarını teklif etti. Kendisi de bu arada kendi soyunu baştan sona sıraladı. Topluluğun içinde İran asıllı Selman-ı Farisi de vardı. Onun, Kureyş ileri gelenleri gibi övünebileceği meşhur bir nesebi yoktu. Soyunu teferruatlı olarak da bilmiyordu.
    Hz. Sa`d, ona da nesebini saymasını teklif edince, O, bu teklifi son derece yadırgamış ve cevaben şöyle demişti: "Ben İslamoğlu Selman`ım.. Nesebimi sizin gibi bilmiyorum. Bildiğim bir şey var, o da Allah`ın beni İslam ile şereflendirdiğidir..."
    Sa`d`ın lüzumsuz, aynı zamanda cahiliyet devri zihniyetini andıran bu nesep sayma teklifinden Hz. Ömer de rahatsız olmuştu. Selman`ın bu manidar cevabı o kadar hoşuna gitti ki, "Ben de İslam oğlu Ömer`im" diyerek Hz. Selman`ın cevabına nazire yaptı.
    Hadiseyi Hz. Peygamber (sav) duyunca, o da Selman`ın cevabını çok beğenmiş, "Selman bendendir, benim ailem (ehl-i beytim)dendir.." buyurmuştur.
    Hz. Peygamber, ayrıca Kureyş`in en soylu ailelerinin kızlarını, azatlı kölelerden olan bazı sahabilerle nikahlayarak soy-sop üstünlüğüne dayanan cahiliye zihniyetini yıkmıştır.
    3. İslamiyet, halka idarecilerini kontrol ve denetleme hakkı getirmiştir. Devlet idaresinde keyfi tasarruflara, zulümlere, haksızlık ve kanunsuzluklara son vermeyi hedeflemiştir.
    Hz. Ebu Bekir halife seçildiği zaman, halka yaptığı konuşmasında bu hususu şöyle dile getirmiştir:
    "Ey insanlar, sizin en iyiniz olmadığım halde, başınıza idareci seçildim. Vazifemi İslam`a uygun şekilde yaparsam, bana itaat edin. Doğru yoldan saparsam beni ikaz edin."
    Hz. Ömer de halifeliği sırasında bir gün camide Müslümanlara: "Ben doğru yoldan ayrılırsam ne yaparsınız?" diye sormuştu. Onlar: "Seni kılıçlarımızla doğrulturuz.." cevabını verdiler. Hz. Ömer bundan son derece memnun kalmıştı.
    4. Fikir ve vicdan hürriyeti. Fikir ve vicdan hürriyeti, insanın hayat hakkından sonra gelen en mühim hakkıdır. Kişinin bu hakkını tanımamak, onu öz benliğinden sıyırıp hayvanların seviyesine indirmek demektir. Bu sebeple İslam, fikir ve vicdanların baskı altında tutulmasına kesinlikle izin vermemiştir. "Dinde zorlama yoktur" prensibiyle İslam, inanç esaslarını kimseye zorla kabul ettirmeyi doğru bulmamıştır.
    5. İslamiyet, kölelik müessesesine de büyük bir titizlikle eğilmiş, onu hukuki bir statüye kavuşturmuştur.
    İslam Dini geldiği sıralarda bütün dünyada kölelik, en vahşi ve insanlık dışı tatbikatıyla hüküm sürmekteydi. İslamiyet’in bütün dünyada yaygın olan bu müesseseyi, tamamıyla ortadan kaldırması elbette beklenemezdi. Bu sebeple O, köleliği temelden ve bir anda ilga yoluna gitmemiş, fakat bu müesseseyi büyük bir ıslahata tabi tutarak, ona en insani ve en medeni şekli vermiştir. Ayrıca kölelikten hürriyete geçiş yollarını artırıp kolaylaştırarak, köleliğin dolaylı olarak ortadan kalkmasını sağlayacak formüller koymuştur.

    YanıtlaSil
  4. 6. Mülkiyet Hürriyeti. Allah`ın insana verdiği çeşitli duygular arasında mal sevgisi, mülk edinme arzusu da vardır. Kur`an-ı Kerim`de bu husus açıkça belirtilmiştir.
    İslam, ferde mülkiyet hakkı tanımış, ona, bu duygusunu meşru şekilde tatmin etmesi için zemin hazırlamıştır. İslam`ın tanıdığı mülkiyet hakkına, sahibinin izni olmadan hiçbir şekilde müdahale edilemez.
    7. Hukukta Eşitlik. İslamiyet bütün insanları hukuk önünde bir tarağın dişleri gibi eşit kabul etmiştir. Şahısların içtimai durumuna, soyuna göre imtiyazlı muamele yapılmasına müsaade etmemiştir.
    İslam`da kanun hakimiyeti ve hukukun üstünlüğü esastır. Bir devlet reisi ile halktan biri kanun karşısında eşit muamele görür. Suçlu olan, devlet reisi bile olsa, mutlaka cezasını görür.
    Fatih Sultan Mehmet’in bir Rum mimarı ile, Hz. Ali`nin bir Yahudi ile, Selahaddin-i Eyyubi`nin bir Ermeni ile hakim huzuruna çıkmaları bunun en çarpıcı örnekleridir.
    Mekke`nin fethi günü Mahzum kabilesinin soylu ailelerinden bir kadın hırsızlık yapmış, suçüstü yakalanmıştı. Cezalandırılması gerekiyordu. Fakat soylu bir aileye mensup olduğu için, ailenin şerefinin lekelenmesinden korkuluyor, bu yüzden kadının cezadan affedilmesi isteniyordu. Fakat bunu nasıl sağlayacaklardı? Hz. Peygamber`e bunu nasıl söyleyeceklerdi. Nihayet, Peygamberimizin çok sevdiği Üsame bin Zeyd`i O`na elçi olarak göndermeye karar verdiler. Üsame, Hz. Peygamber`in huzuruna çıkarak durumu anlattı. Ondan suçlu kadını affetmesini istedi. Hz. Peygamber (sav) bu teklife çok kızdı. Derhal dışarı çıkarak şu tarihi konuşmayı yaptı:
    "Ey müslümanlar, sizden evvelki milletlerin yıkılıp helak olmalarının, tarihten silinip gitmelerinin sebebi nedir, biliyor musunuz? Onlar; ileri gelenlerden biri suç işlediğinde ona ceza vermezlerdi. Halktan biri suç işlediğinde ise, cezanın tatbiki için adeta can atarlardı. Bu zulüm onların yıkılıp gitmelerine sebep oldu. Yemin ederim ki, suçu işleyen kızım Fatıma bile olsaydı, onu cezalandırmakta hiç tereddüt etmezdim."
    Bunun üzerine ceza hemen uygulandı.
    Hz. Ebu Bekir`in, halife seçildiği zaman yaptığı konuşmasındaki şu cümleler de, bu noktadan dikkat çekicidir:
    "İçinizden zayıf olanlar, haklarını alıncaya kadar benim nazarımda en kuvvetlidir; Kuvvetliler de ben onlardan başkalarının haklarını alıncaya kadar, benim yanımda en zayıftırlar."
    8. Cezaların Şahsiliği ve Kanuniliği. İslam`da kanunsuz ceza olmaz ve ayrıca suç işleyenin yerine başka birinin cezalandırılması da söz konusu değildir.
    Cezaların şahsiliği prensibi, En`am suresinde şöyle ifade edilmiştir: "Herkesin kazandığı, ancak boynunadır. Kimse, başkasının (günah) yükünü taşımaz.." (Ayet: 164)
    9. Mahkemelerin Bağımsızlık ve Tarafsızlığı. İslam`da adalet müessesesi olan mahkemeler, her türlü dış baskıdan, şahsi kin ve garazlardan, keyfi tasarruflardan uzak tutulmuş, hakimlerin tarafsızlıklarını kaybetmelerine müsaade edilmemiştir. İslam mahkemelerinde devlet reisleri sıradan vatandaşlarla birlikte hakim önüne çıkmışlar, suçlu görüldükleri takdirde de cezalandırılmışlardır.

    YanıtlaSil
  5. 10. Mesken masuniyeti ve hususi hayatın dokunulmazlığı. İslam`da şahsın hususi hayatına karışmaya, meskenine izinsiz girmeye kimsenin hakkı yoktur. İnsanların gizli hallerini araştırmak, İslam`da yasaktır.
    11. Seyahat Hürriyeti. İslam`da seyahatin ibret almaya ve sıhhat bulmaya sebep olduğu kabul edilir. Bu sebeple seyahat yapılması teşvik edilmiştir.
    12. Yaşama hakkı, can, mal ve namusların tecavüzden korunma teminatı. Bu husus, Veda Hutbesinde Allah Resulü tarafından en güzel bir şekilde ortaya konulmuştur:
    "İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz Mekke nasıl mübarek bir şehir ise, can, mal ve namuslarınız da öyle mukaddestir. Her türlü tecavüzden korunmuştur."
    13. Sosyal Güvenlik. İslam dini insanın, yaşlılık, hastalık, felaket ve kazalar karşısında mağdur ve perişan olmaması için, onu himaye etmiş, getirdiği sosyal güvenlik tedbirleri ile muhtaçların geleceğini teminat altına almıştır. İslamiyet, her şeyden önce insanları çalışmaya sevk ederek mali bakımdan kendilerini güvenceye almalarını teşvik etmiştir. Ayrıca getirdiği çeşitli tedbirlerle onlara aile içinde, komşu ve akraba muhitinde, ayrı bir güvenlik sağlamıştır. Bütün bu güvenlik tedbirleri yetersiz kaldığı yerlerde de devlet bizzat ferdin güvenliğini teminat altına almıştır. Zekat müessesesi ve vakıflar en mükemmel sosyal güvenlik kurumlarıdır.
    14. Çalışma hürriyeti, ücret adaleti ve eşitliği. İslam`da çalışma, emek sarf etme büyük bir değer ve teşvik görmüştür. Dilenmek, başkasına yük olmak, hoş karşılanmamıştır. Hatta ailesinin nafakasını helal yoldan temin etmek için çalışmak, farzları yerine getirmek şartıyla ibadet bile kabul edilmiştir. "İnsan, ancak çalıştığının karşılığını alır" ayet-i kerimesi de, İslam`ın emek ve çalışmaya verdiği ehemmiyeti gösterir...
    Çalışma hürriyetini — meşru kazanç yolundan olmak şartıyla — tam bir teminat altına alan İslam, işçi ile işveren arasındaki münasebetleri de en güzel şekilde tanzim etmiştir.
    "İşçinin ücretini, alın teri kurumadan ödeyin" prensibi, işçinin hakkını en mükemmel şekilde teminat altına almıştır.
    İşçi de kendine tevdi edilen işi, eksiksiz, kusursuz yapmaya çalışacak, aldığı ücreti hak etmeyi prensip edinecektir.
    15. Çocukların Himayesi. İslamiyet, doğumundan itibaren çocuklara sahip çıkmış, onların beslenme ve giyim masrafları için anne-babaya çeşitli yardımlar yapılmış, bu iş için hazineden ödenekler ayrılmıştır. Bugün çocuk parası adı altında bütün zengin devletlerde bu yardım yapılmaktadır. Resulullah Efendimiz, harpte kadınların ve bilhassa çocukların öldürülmemesini, İslam ordusuna ısrarla tenbih etmiştir.
    16. Temel Eğitim Mecburi ve Parasızdır. "İlim öğrenmek kadın-erkek her Müslüman üzerine farzdır." hadis-i şerifi, temel eğitim mecburiyetini getirmektedir. İslam`da temel eğitim müfredatı titizlikle hazırlanmıştır.
    Temel eğitimin içine dini, ahlaki, edebi bilgilerin öğretilmesi yanında, mesleki eğitim de girmektedir. İslamiyet, dini bilgilerle birlikte çocuğun meslek sahibi kılınmasını da zaruri görmektedir.

    YanıtlaSil
  6. Ne kadar Tanrı varsa hepsini ben şey edeyim.. Bırakın artık bu Tanrı felan boş hikaye.. Hayatınız iyi şekilde yaşayın yeter...

    YanıtlaSil
  7. Selam,
    benim takıldığım bir husus dinsizlik kavramıdır.
    yazınızda kullandığınızı görüyorum ve bu kavram pek hoşuma gitmiyor. Sanki eksik olan birşeyimiz varmış gibi.

    YanıtlaSil
  8. balans ve manevra sen iyi bi şekilde en fazla 80 sene 100 sene yaşarsın ama o günlerin bittiğinde nefesiniz tükendiğinde ne olacak ya hepimiz birer hiçiz o zman bilgehan bengi söyle bakalım öldüğümüz zaman ne olacağız peki?? bunun cevabını aptal ateistler hiç bir zman mantıklı bişekilde veremedi dünya ne zman var oldu peki biliyosunuz ya herşeyi... iyisiniz ya... herkesi seviyorsunuz ya.... sizler bırak bu işleri bilgehan hanım!!!! islamiyet sizin gibilerin yüzünden çığrından çıktı artık.YA benim dinime saygı gösterceksin kardeşim ahirette bu yazdıklarının hesabını vereceksiniz.Bizim dinimizde zorbalık yok açta oku aç oku sanada kim bilir şu şöledir şu böledir allah haşa töbe töbe yoktur dediler.sende onlara inandın ALLAHA İMAN ET senin gibiler inanmayanların sonsuz cehennem azabı var kendinize gelin hiç birimiz bu dünyaya boşuna gelmedik farkına varın artık

    YanıtlaSil
  9. Mert dedi ki...

    mert aynen katılıyorum. "dinsizlik" kavramı yanlış. biz dinsiz değiliz ınlar kendi yarattıkları kavramı yani dini bize dayatmaya çalışıyorlar. "dinsizlik" kavramıda burdan geliyor bence.

    YanıtlaSil
  10. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  11. tih'e gelince. bilim her şeye cevap verecek. bilimin son 150-200 yıldaki müthiş ilerlemesi devam edecek ve sizler yine kıvırmaya devam edeceksiniz. örneğin yaşlanma durdurulacak ve insan ömrü çok çok uzatılacak... sizler yine kıvıracaksınız bu gelişme karşısında... şimdi insanlar 60'ı göt zoruyla görüyorlar ve bu dinde kader iken bilim bu kaderi alt edecek yani allahı... yine bir çok hastalık allahın insanları cezalandırması diye lanse edenlere bilim cevap verdi vermeye devam ediyor yani bilim allahın insanları cezalandırma oyuncağını elinden alıyor...

    YanıtlaSil
  12. başlığa yazılan yorumlar, yazıyı destekler nitelikte. cahil teistler konu ne olursa olsun hep aynı -sözde- argümanları ortaya atar. (ölünce ne olacakmışız..hah!)

    yukarda biri ramazan aylarındaki suç oranının azalmasından bahsetmiş. birincisi sen o istatistiğin belgesini inceledin mi? cevap kesine yakındır ki hayır. tabi ki stv ve türevlerinden duydun. bunu geçiyorum. cahil ve mantığını kullanamayan insanlar, "kötülük" yapMAmak için her daim bir çobana ihtiyaç duymuştur. hatta kendi koyunluğuyla övünecek kadar aciz ve zavallıdır.

    Pcodea Xonos

    YanıtlaSil
  13. sahiden ölünce nolcak prettycolddeath?

    YanıtlaSil
  14. Sayın prettycolddeath
    Evet ramazanda suç oranları düşüyor bunu beyan eden emniyet yetkilileri
    http://www.haber61.net/news_detail.php?id=4578&interstitial=true

    tabi sizler asılsız/düzmece fosil haberlerini gerçek gibi sandığınızdan herkesi kendiniz gibi sanıyorsunuz (:

    YanıtlaSil
  15. Niçin İnanmalıyız?

    http://www.hikmet.net/content/view/56859/19/

    ARKADAŞLAR BİLİMİN IŞIĞINDA DENİLİPTE SAFSATALARI OKUYUP KENDİNİZİ HELAK ETMEYİN VERDİĞİM LİNK TEKİ YAZIYI OKUYUN VE HANGİSİNİN BİLİME UYGUN OLDUĞUNA SİZ KARAR VERİN...

    YanıtlaSil
  16. Dinin zorbalığına en güzel örnek buradaki birtakım islam misyonerlerinin sürekli oradan buradan kopy-peyst islami bilgiler enjekte edip durmaları. Sanki biz bilmiyoruz bu safsata yığınlarını, ilkokul ortaokul okumadık sanki... Geçin bunları, konuya yönelik cevap verin.

    Bir kısmı da adamı tehdit eder bunların. Cehennemde yanacakmışız, öbür dünyada görecekmişiz, bilmemne. Bu ne kin, ne hasettir, bunları 30-40 yıl ölene kadar "Nihohahaa, gebereceksiniz!" modunda bekletiyor. Önce bir nick bulun kendinize, no name olarak atıp tutmak kolay. Kendiniz olun önce...

    Bir sözüm de buradaki panteist arkadaşlara! Hakkaten var mısınız? Bu devirde panteist kaldı mı? Çıkın ortaya:) Hindu musunuz, eski Yunan mı, Romalı mı bilelim!

    YanıtlaSil
  17. generalduncan sarı çizmeli memet ağa (: senin adın sanın belli mi ki? hem kim olduğum farkeder mi kimseye küfür ederek zorbalık ettiğim yok zati.. ister beğen ister beğenme çok da umrumda sanki
    birde panteist arkadaşları eleştirmiş sanane insanların inancından. ben sadece görüşlerimi ve bilgilerimi paylaştım herkesin inancına saygılıyım. ee tahammülsüzlük ancak zorba insanlara yakışır.

    YanıtlaSil
  18. Çok kolpa yazılar yazmışsın. Cahillikten bunları yazıyorsun anlaşılan. Aynı şekilde, inananlarında içinde cahillik olur. Tutupda din için zorbalık yaptı diye bir kaç öküzü gösterip, kendini haklı çıkartmaya çalışman, algındaki seçicilikten başka birşey değil.

    Yukarıda "Özellikle Yahudi-Hristiyan-İslam dinleri fazlası ile zorbadır. Ayrımcıdır, insan haklarını hiçe sayar." demişsin.
    Kuran-ı kerim i kaç kez okudunda, bu sonuçlara vardın anlayamadım. Diğer dinler ile ilgili bilgisizliğimden konuşamam. En azından kendi dinim ile ilgili bilgiklerimi söyleyebilirim. Hangi sayfada, hangi surede, hangi ayette zorbalık yapmamız gerektiği yazıyorsa lütfen bunları belirt. Aptal insanların, cahil insanların yaptıklarını dine mal etmeye çalışırsan bu doğru olur mu?

    Kendi yazdığın kitabın, o dinlere ait olduğunu göstermeye çalışmandan daha komik birşey olabilirmi? Burada yaptığın genellemeler, sanki bizim inandığımız din içerisinde "yapmamız gerekenler" miş gibi göstermeye çalışma lütfen.


    yazını alıntı yaptığın yere kadar okudum. O satırdan sonra okumayı bıraktım."ben ondanmı bahsediyorum" gibi bir düşüncen oluşursa diye not düşmek istedim. Yazacaksan, tarafsız ve sallamadan yazarsan sevinirim. Cahil insan çok olabilir. "islam" dinini, çok eşlilik zanneden öküzünden tuttda, aldatan kişiyi, taşlamak zannedenine kadar çok öküz insanla tanıştım.

    YanıtlaSil
  19. sevgili bilgehan yazınız oldukça iyi tasarlanmış ve oldukça etkileyici. ancak etkileyici olması, güzel bir uslüp kullanılması, yazıların doğru olduğunun kanıtı değildir. önemli olan nasıl söylendiği değil ne söylendiğidir. yukarıda okuduğum oldukça süslü cümlelerinizde dinin diğer boş inançlardan daha zorba olduğunu iddia etmişsiniz. bu yanlış bir gözlemdir. doğru olan sav ise dinin değil insanların zorba olmasıdır. dine mensup insanların zorba olması dinin zorba olmasını gerektirmez. einstein, 1905 yılında E=mc2 formülü ile fisyon sonucu açığa çıkabilecek enerji konusunda öngörüde bulunmuştu. daha sonra einstein in bu öngörüsü atom bombası ve dünya tarihinin insan eliyle yapılan en büyük felaketine neden oldu. şimdi sizin çıkarımınızdan "bilim zorbalıktır" dememiz gerekir. ancak biz böyle demeyelim isterseniz. eğer diyorsanız ki "tanrı kutsal kitaplarında zorbalığı emrediyor". siz yanlış kitapları okumuşsunuz derim ve her türlü de size ispatını yapabilirim. tabi kara kuşak olmanız biraz korkutucu!

    evrim konusuna gelince biyoloji dersinden geçen herkes evrime inanmıyor, din dersinden geçen herkes dine inanmıyor. doğru olan da budur değil mi? aksi olay dayatılana boyun eğmektir...

    "kafirleri öldürün!" "onları dost edinmeyin" ayetlerini çok beğenmişsiniz anlaşılan çok hoşunuza gitmiş. bu ayetlerin ne anlama geldiğini bilmiyorsunuz. çünkü 6666 ayetten bu cümleleri aldınız ve öncesini ve sonrasını hiç merak etmediniz. bu ayetler sizin için yeterliydi.

    şimdi size diyorum ki: o çok sarıldığınız ateizm,deizm,nonteizm her ne ise... aslında dinin ta kendisidir. "KUTSAL BINGBANG PARÇACIĞI O KUTSAL BIGBANG GÜNÜNDE BÜYÜK BİR ENERJİYLE PATLADI..." benim kulağıma kutsal bir kitaptan alıntı gibi geliyor ya size…?. bu dine inananlar bu parçacığın NEREDEN geldiğini, NEREDE durduğunu, patlamasını sağlayan o ilk ENERJİ nin nasıl varolabildiğini sorgulamazlar. gözardı ederler, üzerini kapatırlar... çünkü kafir örten demektir.

    size çok hoşunuza gidecek bir şey söyliyim mi... şu anda sizin açıklarını yakalamak için uğraştığınız, mensuplarını ekarte etmeye çalıştığınız dinin büyük bir kısmı o zorba insanlarca değiştirilmiştir. gerçek din süslemeler, gelenek ve görenekler, ve tabiki kötü niyetli insanlarca değiştirilmiştir. şimdi karşınızda tamamiyle belgelere dayalı, eklemelerden ve süslemelerden arınmış bir dini araştıran biri var. tüm yalanlarınıza ve bilim diye islamın karşısına koymaya çalıştığınız tabularınıza meydan okuyorum... kendi ininizden ve şak şakçılarınızın arasından çıkın. bu gün ben aliyim sizde Abdived bu sefer ben sizin karşındayım ve tüm o tabularınızın...

    YanıtlaSil
  20. Harika bir makale, cok tesekkur ederim emegin icin...

    YanıtlaSil
  21. dinler kaç bin yıldır var kaç mlyon kişi ölmüş sakat kalmış esir kole alınıp cariye yapılmış ırza geçilmiş insanı ahlak kısvesiyle gericileştirip yobaz yapmış bakılmalı

    YanıtlaSil
  22. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  23. 15 yaşımdayken aşırı derecede dindar birisiydim. sürekli dini kitaplar okur siyer, fıkıh vs vs okurdum. din belleğime öylesine kazınmıştı ki, onu öylesine benimsemiştim ki, onu sürekli sorgulamama rağmen her zaman onu haklı çıkarıyordum.sürekli camiye giderdim. sabahları bile camideydim. ailem de dindardı.dedem, teyzem, yengem kuranı hatmetmiş kişilerdi.olardan da çok şey öğrenmiştim. her yaz kuran kursuna gitmişliğim vardır. hala birçok süreyi ezbere bilir çok da iyi okurum. o zamanlar herkes benim büyük bir islam alimi olacağımı düşünürdü. bir aralar ismailağa diye bir cemaat vardır onlara da fazlasıyla takılmışlığım vardır. istanbul sokaklarında bir zamanlar sarık cübbe gezerdim, arkadaşlarıma tebliğ yapmaya çalışırdım. hayatım dinle yoğrulmuştu. sonra neler oldu neler, çok değiştim. önce allahın adaletini sorguladım ve onun kesinlikle ve kesinlikle adil olmayan birisi olduğunu anladım. evet hiç adil değildi. bu beni çok soğuttu ondan. önce küstüm allaha. yanlış yapıyosun dedim gel doğruyu yap dedim böyle adalet olmaz dedim. dinletemedim. beni hiç takmıyordu. ve tabi sonra ben de ona saldırdım. herşeyi yaratması herşeye müdahale edebileceği anlamına gelmiyordu. hakaret ettim. küfür ettim,
    günah işledim. baktım ki hiç tınnamıyor. işte o zamanlar çok afalladım. şoka girmiştim. ne yapacağımı bilemeden hayatımı sürdürüyordum. ve tüm dini bilgilerimle birlikte ismini bile koyamadığım bir teoriye sahip oldum. bence hepsi muhammedin kafasında tekrardan sistemleştirilmiş arap kültürüydü. tabi bunları ateizmin sözlük anlamını bile bilmeden yaptım. sonraları tabi modern ateizmle tanışıp benim ufacık teorimi destekleyen milyonlarca kanıta sahip oldum. bu da benim hikayem. yazasım geldi siteyi görünce.
    ve birşey eklemek istiyorum. ki benim hikayemdem çıkacak sonuç bu; modern dünya hakkında bilim hakkında felsefe hakkında hiçbirşey bilmeseniz dahi sırf dinimateryalleri öğrenip inceleyip araştırıp sorgulayarak allahın olmadığını fark edebilirsiniz, yalnızca biraz size pahalıya patlar ve hiç eğlenceli bir hayatınız olmazzz.
    (acemice bir yazıydı kusura bakmayın)

    YanıtlaSil
  24. Güzel yazıydı
    Bide son yazdıklarınızla ilgili bişeyler yazayım dedim.
    Bi keresinde kuzenimle tartışıyoduk bu konuda bana dediği laf şuydu "oğlum sen ateist'sin neden hırsızlık yapmıyon veya adam öldürmüyon vs.vs işte allaha inanmıyonuz sizde ahlak yok" dedi bende soruyla karşılık verdim ona "Eğer sen ateist olsaydın ve cehennem korkusu olmasaydı sende bu saydıklarını yaparmıydın" diye ki cevabı yaparım oldu ordada bnm cevabım "o zaman asıl ahlaksız sensin" dedim bidahada knuşmadı zaten

    YanıtlaSil
  25. Burada Ateistim deyip islam dininden bi haber olup yazı yazmaya çalışmıssıznız.
    Dinin diğer boş inançlardan farkı zorba olmasıdır. Özellikle Yahudi-Hristiyan-İslam dinleri fazlası ile zorbadır. Ayrımcıdır, insan haklarını hiçe sayar.

    İslam dini insan haklarını hiçe saymaz tam tersine 600 yıl şeriatle yönetilen (islam hukuku)osmanlı imparatorluğunu imparatorluk yapan, çoğu ülkenin kendi özgür iradesi ile savaşmadan osmanlı topraklarına katılmak istemesinin sebebi islam dininin hoşgörü dini olmasından kaynaklanmaktadır. İslam dini sizden olmayanı öldürün demez, islam dini kiliseleri yıkın yakın demez, islam dini,

    Kim bir köleyi hürriyetine kavuşturursa, Allah da onun her bir uzvuna karşılık o kişiyi cehennemden azad eder” der,

    “Ey iman edenler, aranızda mallarınızı ticaret veya gönül rızası olmaksızın batıl yollarla yemeyiniz der,

    Zulümden sakınınız, çünkü zulüm kıyâmet günü zalimleri karanlıklara sokacaktır der,

    “Mazlumun bedduasını almaktan sakınınız, kâfir de olsa onunla Allah arasında perde yoktur der,

    Peygamberimiz Hz Muahmmed

    Kim, sözleşme yaptığı kimseye zulmeder, hakkını kısar veya gücünün üzerinde bir şey emreder yahut rızası dışında bir şeyini alırsa kıyâmet günü onun aleyhine bizzat ben delil (ve davacı) olacağım der.

    Siz islam dinini bilmeden körü körüne ateistiz diyerek islam dinini haksız yere karalıyorsunuz. Bizim her türlü dine görüşe saygımız var. Sizin ateist olmanız beni zerre kadar ilgilendirmiyor, sizin dininiz size benim dinim bana.

    Din otoriterdir, tüm toplumu kontrol altına almaya çalışır. Din tartışma kabul etmez, zorlama ile istediğini yaptırır.
    Demişsiniz Bakara süresi 256. ayete bakarsanız bunun dediğiniz gibi olmadığını görürsünüz.


    Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk, sapıklıktan ayırd edilmiştir. Artık her kim tâğutu inkar edip, Allah'a inanırsa, sağlam bir kulpa yapışmıştır ki, o hiçbir zaman kopmaz. Allah, her şeyi işitir ve bilir Bakara, 2/256

    YanıtlaSil
  26. yazınız, savunduğunuz fikri ifade açısından müthiş kurgulamalara sahip. ama şu var ki; "din kavramı" ve "İslam" üzerine edinmiş olduğunuz bilgilerin pek çoğu yanlış kaynaklara dayanıyor. 3 boyutlu bir cismin tek yüzüne bakmak insanı yanıltacağı gibi, İslam'ın eksik bilgi ve bunun neticesinde idrakimize ters gelen bir düşünce sistemine malzeme edilmesi son derece yanıltıcıdır. din karşıtı pek çok insanın savunduğu şeyler hep aynıdır. fakat nedendir bilinir!, bahsini etmedikleri büyük bir kısım var. bu kısmı göz ardı ettikleri için, kendilerine ters gelen mevzuları da ya eksik ya yanlış anlayıp büyük bir hataya düşmekteler. ben, richard dawkins ve benzeri insanların İslam'ı(güvenilir kaynaklardan) tamamıyla okumadıklarını ve bilmediklerini düşünüyorum. çünkü ağızlarına doladıkları aynı şeyler %2-3'lük bir dilimi kapsıyor. bilimsel konuşmak bu mudur?

    YanıtlaSil
  27. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  28. Merhaba Arkadaşlar
    paylaşmak istediğim bir şey var.
    Din konusunda.
    Bana göre din zamanında toplum içinde zıvanadan çıkmış ahlaksız kişileri yola getirme çabası olarak görüyorum.Kendinin ve bilincinin farkında olmayanları toplumun bütünlüğüne zarar vermemesi için din icat edilmiş gibi duruyor.Çünkü etrafımda gördüğüm tüm dindarlar nedense önlerinde dini engeller olmasa her haltı yiyeceklermiş gibi duruyorlar.İçsel ve dışsal bir bütünlük arzetmiyorlar.

    YanıtlaSil
  29. merhaba arkadaşlar
    din konusunda ben de fikrimi açıklamak isterim.
    Din bana daha çok ahlaksız ve zıvanadan çıkmış insanları dizginlemek için gelmiş ya da icat edilmiş gibi duruyor.Toplumsal bütünlüğü ve toplumun sağlığını bozan insanları zamanında Tanrı gibi korkutucu bir figür yaratarak baskılama yoluna gidildiğini görüyorum.Çünkü etrafımda dindar geçinen tüm insanlara baktığımda dinin içsel anlamda onlara bir şey veremediğini ve bu yasak ve engellemeler kalksa her haltı yiyeceklermiş gibi bir halleri var nedense :)

    YanıtlaSil